SON DAKİKA

#Yapay Zeka

Söz Bursa - Yapay Zeka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zeka haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İnegöl Belediyesi, yapay zeka projesi ile geçmişi gelecekle buluşturdu Haber

İnegöl Belediyesi, yapay zeka projesi ile geçmişi gelecekle buluşturdu

İnegöl Belediyesi, tarihi mirasını yaşatmak ve geçmişteki önemli olayları günümüze taşımak adına teknolojiyi etkin bir şekilde kullanmaya devam ediyor. İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban’ın teknoloji yatırımları kapsamında şehrin tarihi gün yüzüne çıkarılmaya devam ediliyor. İnegöl Belediyesi Basın Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından hazırlanan yeni video, İnegöllülerin 1925, 1932 ve 1934 yıllarında topladıkları paralarla Türkiye Cumhuriyeti’ne uçak bağışladığını gün yüzüne çıkarıyor. İNEGÖL HALKININ FEDAKARLIĞI GÜN YÜZÜNE ÇIKARILDI Bu bağışların, İnegöl halkının Cumhuriyet’e duyduğu sevgi ve desteği simgeliyor. İnegöllülerin, o dönemde devletimize olan katkılarını ve bu tarihi anı hatırlatmak adına yapılan bu video, İnegöl’ün tarihi zenginliğini ve halkının fedakarlığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Belediye sosyal medya hesaplarından paylaşılan videoda, İnegöl’ün bu anlamlı katkılarının, İnegöl isminin gökyüzüne taşınmasına vesile olduğu vurgulanıyor. GÖKYÜZÜNE İNEGÖL İSMİNİ BIRAKAN ECDADIMIZIN RUHU ŞAD OLSUN Hazırlanan video Başkan Alper Taban  ve İnegöl Belediyesi sosyal medya hesaplarında “Gökyüzüne İnegöl ismini bırakan tüm ecdadımızın ruhu şad olsun,” şeklinde yaptığı paylaşımda, bu önemli tarihi anın, İnegöl halkının vatanseverliğini ve milli bilinçle hareket ettiğini ortaya koyduğunu belirtti. YAPAY ZEKA İLE GEÇMİŞ TARİH GELECEKLE BULUŞTURULUYOR Bu video, geçmişi anlamanın ve tarihimize sahip çıkmanın önemini bir kez daha hatırlatırken, yapay zeka teknolojisiyle hazırlanan içeriklerin de tarihsel bilincin artırılmasına katkı sunduğu bir örnek olarak dikkat çekiyor. İnegöl Belediyesi’nin bu tür projeleri, hem İnegöl halkına hem de Türkiye genelinde geçmişle bağ kurmak isteyen herkese ilham verirken yapay zeka ile şehrin önemli bilgilerinin yer aldığı videoların devamı geleceği iletildi.

Bursalı Osstart AI Factory Teknoloji Zirvesinde yerini aldı Haber

Bursalı Osstart AI Factory Teknoloji Zirvesinde yerini aldı

"Finansal teknolojiler ve yapay zeka", "Akıllı fabrikalar", "Bankacılıkta yapay zeka uygulamaları", "Adaletin dijital dönüşümü: yapay zeka ve hukukta yeni ufuklar", "Robotlar sanat yapar mı?", "Yapay zeka ve yetenek yönetimi" ve "Yapay zeka özgür iradeye sahip olabilir mi?" başlıklarının işlendiği etkinlikte Osstart AI Factory standı, katılımcıların yoğun ilgisiyle karşılandı. Standı ziyaret eden önemli isimler arasında BTSO Başkanı İbrahim Burkay, MARSİFED Başkanı Osman Akın ve BİSİAD Başkanı İdris Doğrul yer aldı ve şirketin çalışmaları hakkında bilgi aldı. Elif Grup Yönetim Kurulu Başkanı Osman Özelif, yeni yatırımları hakkında yaptığı açıklamada, grubun Ostaş İnşaat, Elif Gayrimenkul, Ostaş Metal, Otekso Makine, Mekas Furniture, Vera16 Mimarlık, Elsi Sigorta ve Elif Çiftliği gibi geniş bir sektörel yelpazede faaliyet gösterdiğini belirtti. Son yatırımları olan Osstart AI Factory, yapay zeka yazılımları üretimi üzerine uzmanlaşmış bir teknoloji şirketi olarak dikkat çekiyor. Sanayi, perakende, tekstil ve hukuk gibi farklı sektörlere yönelik özel yapay zeka çözümleri geliştirerek, yerli yazılımlar aracılığıyla Türk iş dünyasının küresel rekabet gücünü artırmayı hedeflediklerini vurgulayan Özelif, hali hazırda pazara sundukları MOCKY.AI (yapay zeka destekli fotoğraf stüdyosu ve manken ajansı), NEOFABRIC (ileri düzey tekstil tasarım platformu) ve ETIKOS.AI (yapay zeka destekli hukuk asistanı) ile sektörde büyük ilgi gördüklerini ifade etti. Bursa’nın sanayi, tarım ve turizm potansiyeline ek olarak teknolojiyi de güçlü bir şekilde konumlandırma zamanının geldiğini belirten Özelif, “Geleceğin en kritik gücü olan yapay zekaya yatırım yaparak, bu dönüşümün öncüsü olmanın gururunu yaşıyoruz” dedi.

Bursa'nın 150 yıllık çizimleri yapay zeka ile buluştu Haber

Bursa'nın 150 yıllık çizimleri yapay zeka ile buluştu

Bursalı sanatseverleri konsept sergilerle buluşturan Zindankapı Güncel Sanat Galerisi, ‘Mary Adalaide’ın çizimleri ile yapay zekâ’ sergisine ev sahipliği yaptı. Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen sergide, Mary Adelaide Walker’ın 1860’lı yıllarda yaptığı 24 çizim yapay zekayla yeniden yorumlanarak sanatseverlerin beğenisine sunuldu. 2300 yıllık geçmişi bulunan Zindankapı’da modern teknolojilerle canlandırılan eserler, izleyicilere eşsiz bir deneyim sunuyor. Serginin açılışına Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Mehmet Yıldız ve Mehmet Emin Direkçi, Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanı Güney Özkılınç ve sanatseverler katıldı. Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız, Bursa’nın kültürel mirasını gün yüzüne çıkarmayı ve bunları toplumla paylaşmayı amaçladıklarını söyleyerek sanatseverleri sergiye davet etti. Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanı Güney Özkılınç, “Mary Adelaide Walker, Bursa’ya yaptığı yolculuk sırasında kentin büyüleyici atmosferinden derinden etkilenmiş ve bu izlenimlerini 24 çizimle ölümsüzleştirmiştir. Bu çizimler, 150 yıl sonra tasarımcı Tülay Palaz’ın yapay zeka çalışmasıyla buluyor” dedi. Zamanın ötesine geçerek geçmiş ile geleceği bir araya getiren sergi, 2 Nisan tarihine kadar ziyaret edilebilecek.

Yapay zeka insani duyguları anlayabilir mi? Haber

Yapay zeka insani duyguları anlayabilir mi?

Klinik Psikolog Dr. Kahraman Güler yapay zekanın insan psikolojisindeki yerini değerlendirdi. Yapay zeka ile insani duyguların paylaşılamayacağını belirten Güler, "Bugün makine düşünüyor ama makine kendisine verdiğiniz malzeme kadar düşünüyor. Duygunun makineden alınabilmesiyle iş nereye gider, bu çok belirsiz" şeklinde konuştu. Mudanya Üniversitesi Psikoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Klinik Psikolog Dr. Kahraman Güler yapay zekanın insan psikolojisi üzerindeki etkisini ele aldı. Günümüzde kullanımı giderek yaygınlaşan yapay zekaların insani duyguları kavrayamadığını ve insana iyi gelecek en iyi şeyin yine insan olduğunu ifade eden Dr. Kahraman Güler, "Dünya değişiyor, şartlar değişiyor, iletim iletişim araçları değişiyor, iletişim kurma biçimimiz değişiyor ama ihtiyaçlarımız ve duygularımız aynı kalmaya devam ediyor. Dünyada olanlar duygularımızın şiddetlerinde farklılıklar oluşturabiliyor. Yani yapay zekâdaki değişim ve dönüşüm ve gördüklerimiz karşısında bazen böyle hayrete düşüyoruz. Sorduğun sorularla ilgili sana vermiş olduğu cevaplar çok ilginç şekilde sen de farklı bir duygu. Şimdi psikoloji alanında da gelişmeler ve değişimler oluyor. Özellikle tanılama, değerlendirme süreçlerinde yapay zekadan, değişen ve gelişen teknolojiden olabilir. Ancak insan tanıklığa muhtaç bir canlı olduğu için ve ilişki odaklı bir canlı olduğu için makinelerle, teknolojide kurduğu bağın belli bir yere kadar onun gelişimine destek olabileceğini düşünüyorum. Bu yüzden şefkat, empati, paylaşım gibi ilişkilerde aldığımız o sıcak şey oralarda bulunmayacak. Tabii ki psikoterapi alanı, psikoloji alanı bu konulardan nasibini alacaktır ama bunu arkamıza bir rüzgar gibi alıp aslında daha geliştirici şeyler yapmak lazım. Tanılama ve değerlendirme sürecinde işimizi kolaylaştırabilir ama psikoterapi ve iyileşme bir süreç olduğu için süreçte de bir tanıklığa ve desteklenmeye ihtiyaç duyulduğu için burada belki yardımcı bir faktör olarak değerlendirilebilir. Açıkçası bir insanın Google ve benzeri araştırma platformlarında kendileriyle ilgili bilgi toplamaya çalışmalara da sahip olduğu özelliklerle ilgili sorgulamalar yapmaları çoğu zaman onları yanlış bir yere götürüyor. Hele ki makinenin altyapısı, teknolojinin altyapısı bazen çok kısıtlı da olabiliyor. Yani orada vermek istediğiniz malzeme yetmiyor. Örnek veriyorum değerlendirmeler yaparken kişinin beden diline bakıyoruz, duruşuna bakıyoruz, bedeninde farklı bir şey var mı ona bakıyoruz. Ama makinede sadece sizin beyanlarınızla bir bilgi oluyor. Sizin sorduklarınız çok eksik kalıyor. Çok eksik kaldığı için de oradan gelen bilgiyi kendimize dair bir karar gibi görmek ya da bir kesin değerlendirme gibi görmemek gerekiyor. Oradan aldığımız ünitenin çok ciddi bir düşük geçerliliği var ona dikkat etmek lazım" şeklinde konuştu. "MAKİNE ANCAK BİR KÖPRÜ GÖREVİ GÖRÜR" Yapay zekanın insani duygular karşısında insanı anlayamayacağını kaydeden Dr. Güler, "Yıllar önce makine düşünebilir mi gibi sorular vardı. Bugün makine düşünüyor ama makine kendisine verdiğiniz malzeme kadar düşünüyor. Duygunun makineden alınabilmesiyle iş nereye gider, bu çok belirsiz. İnsan genelde bir insanın dünyasında ve duygusunda kendine yer bulmaya çalışıyor. O yüzden bir makinenin bize duygusal bir dönüşte bulunması bile aslında bizim iyileşmemize çok bir faydası olabileceğini düşünmüyorum. Bu yüzden yani kendi cinsimizden, kendimize benzer olanlardan bir şeyler almaya çalıştığımız için o bize daha iyi geliyor. İnsan insanın evi, insan insanın yurdu aslında insan insanın da iyileşme yeri. Bu yüzden makine ancak bir köprü görevi görür. Yani köprü bizi bir yerden diğer yere taşımamızı kolaylaştırır ama asıl ulaşmak istediğimiz sonucu değil. Şefkati makineden alamazsınız, empatiyi makineden alamazsınız. Ne kadar verebilir size? Yani siz bir insanın gözlerinin içine baktığında onun size karşı hissettiği şeyi size göndermek istediği şeyi aldığınızda değerli hissediyorsunuz. Bir insanın kimsenin ona tanıklık etmemesi, empati kurmaması, şefkat ve duygusal alışverişte bulunmaması, onun yok olmasına neden olur. Bütün psikolojik rahatsızlıkların arka planda aslında tanıksızlık ve anlayışsızlık yatıyor. Bu yüzden makine bizi ne kadar anlayabilir? Ne kadar bunu konumlandırabilir? Bu yüzden insanla bu işi çok daha iyi bir yere götürebiliriz" dedi.  

Yapay Zeka ve Robotlar 2025’te Küresel Ekonomiyi Yeniden Şekillendirecek! Haber

Yapay Zeka ve Robotlar 2025’te Küresel Ekonomiyi Yeniden Şekillendirecek!

Burak Yaka, Elektrik Elektronik Mühendisi ve uzun yıllardır global firmaların üretim tesislerinde yönetici olarak görev alan uzman, bu dönüşümü şu şekilde açıklıyor: "Yapay zeka ve robotların üretim süreçlerine entegrasyonu, verimlilikte %30 artış sağlayacak. Üretim hızlanacak, hata oranları düşecek ve maliyetler önemli ölçüde azalacak." Endüstriyel robotların sayısının 2025 yılı itibariyle dünya genelinde 3,5 milyon adedi aşması bekleniyor. Bu teknolojilerin hızla yayılmasıyla, üretim süreçlerinin daha verimli hale gelmesi, iş gücünün yerini alacak robotlarla birlikte %20 daha düşük maliyetli üretim sağlanacak. Yapay zekanın ekonomik etkileri de büyük. 2024 yılı itibariyle 120 milyon iş kaybı beklenirken, dijitalleşme ve otomasyon sayesinde 200 milyon yeni iş alanı doğacak. YZ ve robot teknolojilerinin iş gücü üzerindeki etkisi ise, sektörel bazda büyük değişimlere yol açacak. Özellikle finansal analizler, veri işleme ve müşteri hizmetleri gibi alanlarda ChatGPT ve DeepSeek gibi yapay zeka sistemleri verimliliği %40 oranında artıracak. Burak Yaka: "Bu dönüşüm, hem üretim maliyetlerini düşürerek rekabeti artıracak, hem de şirketlerin küresel pazarda daha güçlü bir konum elde etmesini sağlayacak. Ancak teknolojilere uyum sağlamak, her şirket için kritik olacak," diyor. Özellikle otomotiv ve sağlık gibi sektörlerde robot teknolojilerinin yaygınlaşması, sektörel büyümeyi hızlandıracak. Çin'deki fabrikalar, robotik üretimin yaygınlaşmasıyla üretim hızını %20 artırdı ve %40 daha düşük maliyetle üretim yapabiliyor. Aynı şekilde, sağlık sektöründe robotik cerrahiler, operasyon maliyetlerini düşürürken, teşhis süreçlerini de hızlandıracak. Ekonomiye Etkisi: Yapay zeka ve robot teknolojileri, sadece üretim değil, küresel ekonomiyi de etkileyecek. YZ'nin ekonomiye olan katkısının 2025 yılı itibariyle 15 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Bu dönüşüm, küresel ticaretin hızlanmasını, iş gücünün verimli hale gelmesini ve ülke ekonomilerinin dijitalleşmesini sağlayacak. Ancak, bu dönüşüm sürecinde dijital becerilere sahip olmayan ülkeler, gelişmiş ekonomilere kıyasla geride kalabilir. Sonuç olarak, yapay zeka ve robot teknolojileri küresel ekonomiyi dönüştürmeye devam edecek. Şirketler, dijitalleşmeye hızla uyum sağlamak zorunda kalacak, aksi takdirde rekabet gücünü kaybedebilirler. Endüstriyel üretimdeki bu büyük dönüşüm, ekonomilerde yeni fırsatlar yaratırken, aynı zamanda önemli zorluklar da ortaya çıkaracak.   

MEB yapay zekâ destekli sistemi hayata geçiriyor Haber

MEB yapay zekâ destekli sistemi hayata geçiriyor

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Bakanlık yöneticileri ve 81 ilin milli eğitim müdürüyle Ankara Gölbaşı Mogan MTAL Uygulama Oteli'nde düzenlenen istişare toplantısında bir araya geldi. 2024-2025 eğitim öğretim yılının ikinci dönemi başlamadan önce genel değerlendirme yapmak üzere düzenlenen toplantıya, Bakan Yardımcıları Celile Eren Ökten, Nazif Yılmaz, Ömer Faruk Yelkenci, M. Bilal Macit, birim amirleri ve 81 ilin milli eğitim müdürü katıldı. Bakan Tekin, toplantıda yaptığı konuşmada, Bakanlığın eğitim politikalarını geliştirirken istişare kültürünü çalışmaların merkezine konumlandırdıklarını belirterek, "Eğitimde başarı bir aile, bir ekip havası içinde aynı hedefe birlikte yürümekten geçer" değerlendirmesinde bulundu. İl ziyaretleri kapsamında gerçekleştirdiği il eğitim değerlendirme toplantılarına da değinen Bakan Tekin, kentlerdeki eğitim faaliyetleri ve yaşanan sorunların çözüme kavuşturulması için bu toplantıların önemine işaret etti. Bakan Tekin, Bakanlıkça alınan kararların kentteki yansımalarını görmeyi ve il müdürlüklerince bu anlamda yapılan projeleri değerlendirmeyi kıymetli bulduğunu dile getirdi. DÖNEM SONU FAALİYET HAFTASINDA YÜZ BİNDEN FAZLA ETKİNLİK DÜZENLENDİ Dönem sonu faaliyet haftasında ülke genelinde yüz binden fazla etkinliğin düzenlendiğini bildiren Bakan Tekin, etkinliklerin planlanmasından dolayı Bakanlık teşkilatına teşekkür etti. Etkinlik haftasının Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile bir bütün olduğunu vurgulayan Bakan Tekin, "Faaliyet haftasının ana çıkış noktası, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile entegre bir biçimde çocuklarımızın haftayı verimli bir şekilde geçirmesi" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çerçevesinde izleme ve değerlendirme faaliyetlerinin önemine vurgu yapan Bakan Tekin, Bakanlık merkez teşkilatı bünyesindeki izleme ve değerlendirme çalışmalarının yanı sıra il müdürlükleri bünyesinde de bu sürece ilişkin faaliyetler yürütülmesini istedi. YAPAY ZEKA DESTEKLİ "BAKANLIK YÖNETİM SİSTEMİ" HAYATA GEÇİRİLİYOR Bakan Tekin, yapay zekâ destekli Bakanlık Yönetim Sistemi'nin hayata geçirildiğini belirterek sistemin önümüzdeki günlerde kullanılmaya başlanacağı ve anlık güncel verilerin alınması, yatırım planlarından personel hareketliliğine kadar küçük büyük yatırımlar gibi karar alma süreçlerinde bu sistemden yararlanacaklarını aktardı. Yakın zamanda birçok mevzuat güncellemesi yapıldığını hatırlatan Bakan Tekin, il müdürlerinin bu konulara ilişkin yakın takipte olmalarını istedi. Bakan Tekin'in ardından genel müdürler, bağlı oldukları bakan yardımcıları koordinesinde kendi alanlarıyla ilgili sunum yaparak fikir alışverişinde bulundu.

Ela Gözlerini Sevdiğim Dilber'e ilk yapay zeka destekli klip Haber

Ela Gözlerini Sevdiğim Dilber'e ilk yapay zeka destekli klip

 Türk halk müziğinin derin ve köklü geleneklerine dijital çağın imkanlarını entegre ederek geleneği geleceğe taşıyor. Değerli müzisyenler tarafından enstrümantal bir formda yorumlanan “Ela Gözlerini Sevdiğim Dilber”, yapay zeka teknolojisiyle üretilen müzik videosuyla birlikte müzikseverlerin beğenisine sunuldu. Çok sevilen eser, usta sanatçılar Muhlis Berberoğlu (Divan Bağlama, Cura) ve Burakhan Nur (Klarnet) ile teknoloji girişimcisi ve aynı zamanda Kopuz ile Cura icracısı Erdem Erkul tarafından yeni bir yorumla kaydedildi. Bu projeyle sanatçılar, Anadolu’nun köklü müzik geleneğine yeni bir soluk getirirken aynı zamanda sanat, müzik ve teknolojinin birleştiği özgün bir kimlik oluşturmayı hedefliyor. Proje aynı zamanda farklı disiplinlerden yetenekleri bir araya getirmesiyle, yepyeni bir ilham ortamı yaratıyor. Kalan Müzik, Türk halk müziğinin yöresel hikâyelerini, duygularını ve değerlerini diri tutmayı amaçlayan vizyonuyla, dijital çağda Anadolu seslerini genç kuşaklara ulaştırmayı amaçlıyor. Kalan Müzik'in dijital dönüşüm hedefiyle hazırlanan bu ilk projesinde “Ela Gözlerini Sevdiğim Dilber” gibi yüzyıllardır dilden dile aktarılan bir türkü, yapay zekâ ile oluşturulmuş bir kliple desteklendi. Anadolu’nun kadim aşk öykülerini yansıtan tema, yapay zekâ algoritmalarıyla görselleştirildi.  “Ela Gözlerini Sevdiğim Dilber” dijital dönemin dinamikleriyle yeniden hayat bulurken yapay zeka burada sadece bir araç değil, ritmin ve görsel anlatımın dilini farklı açılardan zenginleştiren bir işbirlikçi olarak devreye girdi. Tüm dijital platformlarda ve Kalan Müzik YouTube sayfasında yayınlanmaya başlanan “Ela Gözlerini Sevdiğim Dilber”, Türk halk müziğinin geçmişten günümüze taşıdığı duygu ve değerleri, yeni bir bakış açısıyla keşfetmeye davet ediyor.

İletişim Başkanı Altun, Euronews'a açıklamalarda bulundu Haber

İletişim Başkanı Altun, Euronews'a açıklamalarda bulundu

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Avrupa Birliği’nin (AB) önde gelen yayın kuruluşlarından Euronews’a gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Suriye’de yaşanan son gelişmeler ve Türkiye’nin pozisyonuna ilişkin sorulan soruya yönelik Altun, Türkiye’nin tarihi boyunca hakkın, adaletin ve mazlumların yanında yer almış bir devlet olduğunu ve Suriye’de de bu duruşunu muhafaza ettiğini belirtti. Kardeş Suriye halkının yaralarını sarmak, kalkınmasına katkıda bulunmak ve barışa hizmet etmek için Türkiye’nin samimi çabalarını sürdürdüğünü ifade eden Altun, bu doğrultuda, yerel halkın huzur ve emniyetine öncelik verildiğini dile getirdi. Altun, Suriyeli muhacirlerin “gönüllü, güvenli ve izzetli” bir şekilde ülkelerine dönüşünün temin edildiğini söyledi. Suriye meselesini, sadece bölgesel bir kriz olarak değil, küresel tesirleri olan hayati bir mesele olarak niteleyen Altun, “Türkiye olarak önceliğimiz Suriye’nin toprak bütünlüğü, siyasi birliği ve üniter yapısının muhafazasıdır. Zira bu durum hem bölgenin salahiyeti hem de Suriye halkının istikbali için zaruridir” değerlendirmesinde bulundu. “TÜRKİYE, BÖLGENİN HUZUR VE İSTİKRARI İÇİN GAYRETLERİNİ SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEKTİR” Türkiye’nin, Suriye krizinin başından bu yana Suriye halkının meşru taleplerini ve haklarını savunduğuna, onların iradesine saygı gösterdiğine dikkati çeken Altun, şunları kaydetti: “Bu süreçte de Suriye halkının kendi geleceğini tayin etme çabaları ve direnişi esas belirleyici unsur olmuştur. Cumhurbaşkanımızın vizyonu çerçevesinde Dışişleri Bakanlığımız yoğun bir diplomasi trafiğinde yürüttüğü çalışmalarla, bölgedeki tüm taraflarla diyalog kanallarını açık tutarak Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve kalıcı bir barışın tesis edilmesi için büyük bir çaba sarf etmektedir. Türkiye'nin Rusya ve İran ile yürüttüğü diplomasi de bu doğrultuda Suriye'de kalıcı bir barış ve istikrarın tesis edilmesi amacıyla uluslararası toplumla birlikte hareket etme çabasının bir parçasıdır. Bu bağlamda Türkiye'nin önceliği her zaman Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin korunması olmuştur.” Türkiye’nin, Suriye topraklarında herhangi bir siyasi mühendislik yahut etnik tefrika çabasına katiyen müsamaha göstermeyeceğini vurgulayan Altun, “Suriye topraklarında yuvalanan terör örgütlerinin varlığı yalnızca ülkemizin sınır güvenliğini değil, bölgenin istikrarını da tehdit etmektedir. Bu sebeple Türkiye, terörle mücadelede kararlı bir şekilde saf tutmaya devam etmekte kararlıdır” dedi. Türkiye’nin gerek ABD olsun gerek Rusya ya da İran, uluslararası aktörlerle iş birliği içinde, adalet ve hakkaniyet temeline dayanan çözüm odaklı bir siyaset izlediğini aktaran Altun, “Bizim için Suriye; yalnızca bir komşu ülke değil, tarihî ve insani bağlarla yekvücut olduğumuz bir coğrafyadır. Türkiye, adaletin müdafii ve mazlumların hamisi olarak bölgenin huzur ve istikrarı için gayretlerini sürdürmeye devam edecektir” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE OLARAK, SADECE BÖLGESEL BARIŞIN DEĞİL, KÜRESEL İSTİKRARIN TEMİNİ ADINA DA HER TÜRLÜ GAYRETİ GÖSTERECEĞİZ” Somali ve Etiyopya görüşmelerindeki Türkiye’nin arabuluculuk çabalarının, aynı şekilde Rusya ve Ukrayna arasında devam edip etmediğine yönelik soru üzerine Altun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin, barışın ve istikrarın tesisi hususunda önemli bir aktör olarak tarihsel sorumluluğunu yerine getirdiğini belirtti. Altun, en son gerçekleştirilen Somali ve Etiyopya arasındaki görüşmelerden Karadeniz Tahıl Anlaşması’na kadar uzanan geniş bir yelpazede Türkiye’nin arabuluculuk görevini başarıyla icra ettiğinin altını çizdi. Türkiye’nin Rusya ve Ukrayna arasında başlattığı diplomatik sürecin de bu doğrultuda kayda değer bir örnek teşkil ettiğini belirten Altun, sözlerine şöyle devam etti: “İstanbul, söz konusu süreçte bir barış platformu olarak takdim edilmiş ve uluslararası alanda büyük takdir toplamıştır. Ülkelerin, İstanbul’da tekrar bir araya gelmesi elbette mümkün olabilir. Bu bağlamda Türkiye istikrarlaştırıcı güç olarak gerek insani konularda gerekse de barış müzakerelerinin başlatılması için her türlü desteği sunmaya hazırdır. Rusya ve Ukrayna arasındaki krizin daha da derinleşmesini engellemek için tüm tarafların yapıcı ve sorumlu bir tavır sergilemesi gerektiğine inanıyoruz. Türkiye olarak, sadece bölgesel barışın değil, küresel istikrarın temini adına da her türlü gayreti göstereceğiz nitekim gösteriyoruz da.” ALMANYA’NIN MAGDEBURG KENTİNDE GERÇEKLEŞTİRİLEN SALDIRI Avrupa’da aşırı sağın yükselişi ve Almanya’nın Magdeburg kentinde bir İslam karşıtı tarafından gerçekleştirilen saldırıya ilişkin sorulan soru üzerine Altun, bu saldırıyı en şiddetli şekilde kınadığını belirterek, hayatını kaybedenlerin ailelerine, Alman halkına ve hükümetine başsağlığı diledi. Magdeburg’da gerçekleşen saldırının bir İslam karşıtı tarafından düzenlenmiş olmasının, Avrupa’da yükselen aşırı sağın ve İslam düşmanlığının ulaştığı endişe verici boyutları bir kez daha gözler önüne serdiğini ifade eden Altun, bu tür saldırıların yalnızca Müslüman toplulukları değil aynı zamanda Avrupa’nın birlikte yaşama kültürünü ve toplumsal barışını da derinden sarstığını söyledi. Altun, son yıllarda Avrupa’da aşırı sağın “yeni normal” olarak algılanmaya başlaması ve İslam karşıtı söylemlerin sıradan bir retoriğe dönüşmesinin, nefret suçlarının artmasına ve toplumsal kutuplaşmanın derinleşmesine zemin hazırladığına dikkati çekti. Müslümanların Avrupa’da sosyal hayatlarında ayrımcılıkla, iş hayatlarında dışlanmayla ve giderek artan şekilde fiziksel saldırılarla karşı karşıya kaldığını dile getiren Altun, şunları kaydetti: “Ancak bu mesele yalnızca İslamofobi olarak değerlendirilmemelidir. Bu, aynı zamanda Avrupa’nın toplumsal uyumunu tehdit eden ciddi bir güvenlik ve insan hakları krizidir. Bu tür hadiseler, Müslümanların sistematik olarak ötekileştirilmesinin ve ayrımcılıkla yüz yüze bırakılmasının yalnızca bu topluluklara zarar vermediğini, aynı zamanda Avrupa’nın demokrasi, insan hakları ve toplumsal dayanışma gibi temel değerlerini aşındırdığını açıkça ortaya koymaktadır. Avrupa’nın barış ve bir arada yaşama ideali, bu sorun karşısında sessiz kalınarak değil aksine güçlü bir iradeyle köklerine inilip çözüm üretilerek korunabilir. Bu nedenle, İslam karşıtlığıyla mücadele etmek için net bir duruş sergilenmeli ve somut adımlar atılmalıdır. Nefret suçlarını caydıracak hukuki düzenlemeler hayata geçirilmeli, toplumsal hoşgörü ve kapsayıcılığı artıran eğitim ve politika çalışmaları önceliklendirilmelidir. Tüm Avrupa ülkeleri olarak, farklılıklarımızın zenginlik olduğu bilinciyle hareket etmeli ve toplumsal dayanışmayı güçlendiren politikaları uygulamaya koymalıyız. Aksi halde, huzur ve istikrarın korunması mümkün olmayacaktır.” “KÜRESEL VE BÖLGESEL KRİZLERİN ORTAK ÇÖZÜME KAVUŞMASI ADINA AB, TÜRKİYE İLE DAHA GÜÇLÜ BİR İŞ BİRLİĞİ GELİŞTİRMELİ” Türkiye’nin AB üyeliği sürecine ilişkin soruya cevaben Altun, AB’ye üyelik hedefinin, Türkiye’nin stratejik vizyonunun bir parçası olduğuna işaret ederek, bu sürecin sadece bir dış politika tercihi değil, aynı zamanda demokrasiye olan bağlılık ile kalkınma ve küresel iş birliği konusundaki çabaların da bir tezahürü olduğuna dikkati çekti. Türkiye’nin üyelik hedefinden hiçbir zaman vazgeçmediğinin altını çizen Altun, “2025 yılı bu anlamda yeni fırsatların doğabileceği bir yıl olabilir. Ancak şunu açıkça ifade etmeliyiz ki, Avrupa Birliği'nin yaklaşımı da bu sürecin belirleyici unsurlarından biridir. Daha önce de belirtmiş olduğum gibi AB, uluslararası arena da etkin bir rol oynamak istiyorsa Türkiye’yi üyeliğe kabul etmek durumundadır. Türkiye, her zaman AB ile iş birliğini güçlendirmeye hazır bir duruş sergilemiştir. Üyelik sürecinde karşı karşıya kalınan çifte standartların ortadan kalkması, yapıcı bir diyalog ortamının oluşması en temel beklentimizdir. Gelecek dönemde, özellikle küresel ve bölgesel krizlerin ortak çözüme kavuşması adına AB’nin Türkiye ile daha güçlü bir iş birliği geliştirme ihtiyacını göreceğimize inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu. “DİJİTAL TEKNOLOJİLERİN SORUMLU BİR ŞEKİLDE KULLANILMASINI, TOPLUMUN GÜVENLİĞİNİ VE HUZURUNU TEMİN ETMEYİ AMAÇLIYORUZ” Türkiye’nin yapay zekâ stratejisine dair sorulan soruya karşılık Altun, şunları kaydetti: “Türkiye, geliştirdiği Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi ile küresel ölçekte değer üreten sürdürülebilir bir yapay zekâ ekosistemi kurma gayreti içindedir. Bu strateji; yapay zekâ uzmanları yetiştirmek, istihdamı artırmak, araştırmayı/yenilikçiliği teşvik etmek, kaliteli verilere, teknik altyapıya erişimi genişletmek, sosyoekonomik uyumu hızlandırmak ve uluslararası iş birliklerini güçlendirmek gibi çok önemli hedefleri içermektedir. Türkiye, bu hedeflere ulaşmak adına büyük bir çaba sarf etmektedir. Yapay zekâ stratejimizin bir diğer önemli yönü de bu teknolojinin sebep olduğu sosyoekonomik dönüşümde toplumsal, kültürel ve insani değerlerin korunmasına özen göstermektir. Bu süreçte en fazla üzerinde durduğumuz meselelerden biri veri mahremiyetidir. Yapay zekâ modellerinin hırçın veri politikalarına karşı kendi bulut stratejimizi oluşturmayı amaçlıyoruz. Bu bağlamda dezenformasyonla mücadeleyi bir politika alanı olarak kurumsallaştırıyor ve doğru bilginin, hakikatin hükümferma olması için tüm gücümüzle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İletişim Başkanlığı olarak halkı yanıltan ve manipüle eden yalanların karşısında duruyor, hakikatin ve doğru bilginin yayılması için azimle mücadele ediyoruz. Türkiye olarak bu çabalarımızla yalnızca dijital teknolojilerin sorumlu bir şekilde kullanılmasını değil aynı zamanda toplumun güvenliğini ve huzurunu da temin etmeyi amaçlıyoruz.” "YAPAY ZEKANIN SİLAHA DÖNÜŞME POTANSİYELİ VAR" "Yapay zekânın getirdiği tehditlere karşı yaklaşımınız nedir" sorusu üzerine Altun, yapay zekâ araçlarının dünyayı ve bütün sektörleri hızla değiştirdiğini belirterek, yapay zekânın stratejik iletişimde ezber bozan bir güç olduğunu ifade etti. Kısa süre önce yalnızca bilim kurgu filmlerinde hayal edilebilen fikirlerin, bugün herkesin kolaylıkla erişebileceği bir noktaya geldiğine işaret eden Altun, teknolojinin bu pozitif yönlü ilerleyişi doğru amaçlarla kullanılmadığında bir dijital silaha dönüşme potansiyeli taşıdığına dikkati çekti. Altun, “Algoritmaların kontrol ettiği bir dünyada, bireylerin sadece yankı odalarına hapsolması, toplumsal kutuplaşmayı körüklemekte ve hakikatin yerini yalanlar almaktadır. Bu durum, yapay zekanın etik ilkelerle yönetilmesi gerektiği gerçeğini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bu durum yeni fırsatlar oluşturduğu gibi yeni tehditleri de beraberinde getirmektedir. Bu imkanları kötücül amaçlar için kullananların varlığı da küresel güvenlik ve istikrar ortamına tehdit oluşturmaktadır” dedi. Yapay zekâ ve diğer teknolojilerin iletişim alanında sunduğu yeni fırsatlar, yeni deneyimler ve iletişim, üretim ve tüketim eğilimlerinin zengin bir iletişim ekosistemini oluşturduğunu dile getiren Altun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ekosistem temel insani değerlerden saptığında, menfi değerlerin, yalan bilginin ve dezenformasyonun küresel bilgi ortamı üzerinde sebep olabileceği sorunları ve meydan okumaları gözler önüne sermektedir. Bu bağlamda, özellikle genç bireyler, sosyal medya platformlarında ve yapay zekâ ile şekillendirilen içeriklerle karşı karşıya kaldıklarında savunmasız durumdadır. Hızla yaşlanan dünya nüfusunda, her yaştan birey yapay zekâ aracılığıyla maruz kaldığı yanlış bilgilerle manipüle edilme riski taşımaktadır. Bu noktada dijital tehditlere yönelik farkındalık oluşturulması ve medya okuryazarlığının artırılması önem kazanmaktadır. Savunmasız gruplar için, şiddet, yıkıcı değerler ve dezenformasyona karşı temel etik kodlarının inşası ve bu sürece hizmet edecek içeriklerin üretilmesi, yeni sosyal medya ortamlarının kurulması bir zaruret halini almıştır.” "DEZENFORMASYONU YAYGINLAŞTIRABİLİR" Hakikatin değersizleşmesinin, günümüz iletişimcilerini en fazla zorlayan sorunların başında geldiğine dikkati çeken Altun, “Yapay zekânın dezenformasyonu daha da yaygınlaştırabileceği göz önünde bulundurulduğunda, medya sektöründe insan faktörünün etkisini azaltmaktansa, kullanılacak yapay zekâ algoritmalarının insanileştirilmesi gerektiği açıktır” değerlendirmesinde bulundu. Kamusal alanda hizmet veren iletişim sektörünün, yapay zekâ tekeline terk edilmemesi gerektiğine vurgu yapan Altun, sözlerini şöyle tamamladı: “Dijital alandaki kapsamlı dönüşümleri yönetmek için küresel iş birliğinin önemi her geçen gün daha fazla hissedilmektedir. Yapay zekânın geliştirilmesi ve işleyişi için sınırların, kapsayıcı bir yaklaşım çerçevesinde belirlenmesi büyük önem arz etmektedir. Devletlerin demokratik süreçlerine ve iç işlerine müdahale ya da yıpratma amaçlı dezenformasyon ve manipülasyon saldırılarında, yapay zekâ teknolojilerinin kullanılmaması için küresel düzeyde gerekli tedbirler alınmalıdır.”

Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
logo
Söz Bursa En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.