SON DAKİKA

#Suriye

Söz Bursa - Suriye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suriye haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Erdoğan: "CHP yönetimi artık Suriye'deki ateşi ülkemize taşıma siyasetinden tövbe etmelidir" Haber

Erdoğan: "CHP yönetimi artık Suriye'deki ateşi ülkemize taşıma siyasetinden tövbe etmelidir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP yönetimini sorumlu siyaset yapmaya davet ettiklerini söyleyerek, "Özellikle Alevi canlarımız konusunda kullandıkları çirkin, ayrımcı ve zehirli dili terk etmeye çağırıyorum. CHP yönetimi artık Suriye'deki ateşi ülkemize taşıma siyasetinden tövbe etmelidir. Kullanılan dil bu ülkeye geçmişte çok acı bedeller ödetmiş, son derece sorumsuz, son derece tehlikeli bir dildir. Türkiye'nin birliğini, dirliğini, bütünlüğünü, huzur ve güvenliğini korumak hepimizin görevidir. Millete karşı ortak mesuliyetidir. Muhalefette olmanız bu gerçeği değişmez, değiştirmemelidir. Bir diğer husus ise şudur değerli kardeşlerim; bu ülkede Kürt de Alevi de, muhafazakar da demokrat da en şedid baskıyı CHP'den görmüştür. CHP yönetimi Alevi vatandaşlarımızı istismar edeceğine, kışkırtacağına önce çıksın onlara yaptıkları zulümden dolayı nedamet getirsin" şeklinde konuştu. "HER KİM ÜÇ BEŞ EMPERYALİZMİN GAZLAMASIYLA BU MİLLETİN KARDEŞLİĞİNE KAST EDERSE KARŞISINDA BİZİ BULUR" Erdoğan, ‘Terörsüz Türkiye' hedefiyle yürüttükleri çalışmalarda ülkenin 40 yıllık sorununu çözerken istismara müsait yeni fay hatları oluşturmanın emperyalizme uşaklık etmek olduğunu vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı: "Her kim üç beş emperyalizmin gazlamasıyla bu milletin kardeşliğine kast ederse karşısında bizi bulur, devletimizi bulur, 85 milyonu bulur. Çünkü biz bu tezgahı son 22 yıl boyunca defalarca gördük. Biz bu kirli oyunu daha öncesinde 27 Mayıs'ta, 12 Mart muhtırasında, 12 Eylül darbesinde, 28 Şubat postmodern darbesinde, bunlara giden kanlı ve alçak yollarda gördük. Biz bu tarz söylemleri demokrasimize ve ekonomimize yönelik müdahale girişimlerinde, Türkiye'yi istikrarsızlık bataklığına sürüklemeyi amaç edinen envai çeşit tuzakta gördük. Bu mülevves senaryoyu daha önce Maraş'ta, Çorum'da, Sivas'ta, Gazi Mahallesi'nde ve başka yerlerde gördük. Buradan aynı hevesler peşinde koşanlara şunu bir kez daha söylüyorum; artık başaramayacaksınız. Kardeşliğimize halel getiremeyeceksiniz. Bizi Türkiye Yüzyılı hedefimizden alıkoyamayacaksınız. Ülkemizin iç dinamiklerini kaşıyarak bu milleti tekrar kendi iç gündemine hapsedemeyeceksiniz. Allah'ın izniyle bu sefer Türkiye'yi küresel demokrasi ve kalkınma yarışının dışına atamayacaksınız." "AİLE TOPLUMUN TEMELİ OLMA YANINDA, ÜLKEYİ DE AYAKTA TUTAN EN ÖNEMLİ SÜTUNDUR" Erdoğan, dünyanın globalleşmeyle beraber devasa bir köye döndüğünü ve neoliberal kültürün olumsuz etkilerine daha fazla maruz kaldığını ifade etti. Küresel kültürün hedefe koyduğu kurumların en başında ise aile ve ailevi değerlerin geldiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim anlayışımızda aile ülkenin de, milletin de nüvesidir, çekirdeğidir, istikbalinin güvencesidir. Ailenin olmadığı, ailenin parçalandığı, aile değerlerinin hırpalandığı bir toplumun geleceğine güvenle, umutla bakması da mümkün değildir. Aile insanın ilk okuludur. İnsan dediğimiz eşref-i mahlukat hoşgörüyü, saygıyı, sevgiyi ailede öğrenir. Dürüstlüğü, çalışkanlığı, vatanseverliği ailede öğrenir. Farklılıklara müsamaha göstermeyi, sabrı, dayanışmayı, hamiyetperverliği ailede öğrenir. Başkasının hakkını gözetmeyi, harama el uzatmamayı ailede öğrenir. Bu yönüyle aile toplumun temeli olma yanında ülkeyi de ayakta tutan en önemli sütundur. Allah korusun aile hasar görürse sırasıyla birey, toplum, ülke ve insanlık bozulur" diye konuştu. Aile değerlerini dışlayan, aileyi düşmanlaştıran, aileyi geri plana iten hiçbir bireysel gelişimin başarı şansının olmadığının altını çizen Erdoğan, "Geçenlerde CHP'nin yandaşları Taksim Meydanı'nda çıkmışlar, orada siyah torbalara aile ismini koymak suretiyle güya onu çöpe atıyorlar. E sizin hayatınız zaten böyle geldi, böyle gidiyor. Bunun için de bir işe yaramıyorsunuz ve yaramayacaksınız da. Aile bizim her şeyimiz" ifadelerine yer verdi.

Suriye'de yeni bir fitne ateşi yakılmak isteniyor Haber

Suriye'de yeni bir fitne ateşi yakılmak isteniyor

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısında konuştu. Erdoğan, 23 Şubat’ta Ankara’da gerçekleşen Kongre’ye ilişkin demokrasi bayramına çeviren teşkilatlarına şükranlarını sundu. Erdoğan, kongre görev alan kişileri tebrik ederken görevi devreden arkadaşlarının emeklerine ve hizmetlerinden ötürü teşekkür etti. Gerek bölgede gerekse dünyanın farklı köşelerinde gerilimlerin savaşların kardeş kavgalarının yaşandığı zorlu bir süreçten geçtiklerini belirten Erdoğan, "Sudanlı kardeşlerimiz uzun süredir istikrarsızlık girdabında boğuşuyor. Somali'nin, Libya'nın, Yemen'in, Afganistan'ın çok ciddi sınamalarla karşı karşıya olduğunu görüyoruz. Gazze'de çok uzun müzakereler neticesinde sağlanan ateşkes Siyonist rejimin tüm şımarıklıklarına, tüm ihlallerine rağmen güçlükle de olsa devam ediyor" ifadelerini kullandı. 8 Aralık devrimiyle 14 yıllık zulmün sona erdiği Suriye'de mezhep temelli yeni bir fitne ateşi yakılmak istendiğine dikkat çeken Erdoğan, "Yaşanan tüm olumsuzluklar karşısında ülke millet ve AK Parti olarak umudumuzu diri tutuyor, kararlılığımızı en güçlü şekilde muhafaza ediyoruz. Zorlukları aldırmadan, engellere takılmadan, kurulan tuzaklara düşmeden kardeşliğimizden, tarihimizden, binlerce yıllık köklü tecrübemizden güç ve cesaret alarak merhum Erbakan hocamızın ifadesiyle ‘hayra motor şerre filan olmak için gece gündüz demeden koşturuyoruz.’ " ifadelerine yer verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yazar Mustafa Kutlu'nun cümlelerini alıntılayarak şu ifadeleri kullandı: "Duygu ve hikmet dolu cümlelerinden ilhamla söyleyecek olursak bir şey yap. Güzel olsun. Huzura vesile olsun. Rikkate yol açsın, şevk etsin. Hakikate işaret etsin. Bir şey yap doğru olsun. İnsanları yalanın ve yanlışın bataklığına düşmekten korusun. Bir şey yap iyi olsun. Hizmetten, hürmetten, merhametten müteşekkül olsun. Kalpleri yumuşatsın. Hadi at. Garibin yolcunun zayıfın derdine derman olsun. Bir şey yap. Adil olsun. Haktan hukuktan ayrılmasın. Zalime haddini bildirsin. Mazlumun payını versin. Evet. Biz de işte böyle ulvi bir çabanın içindeyiz. Yakın çevremizden başlayarak ülkemiz içinde ve dışında barışa iyiliğe, huzura, adalete katkı verebilmenin gayretindeyiz." Mart'ın ilk günü itibariyle müşerref olunan Ramazan-ı Şerif boyunca genel başkanından mahalle temsilcisine kadar AK Parti teşkilatları olarak iyilik kardeşlik seferberliğine hız verdiklerini ifade eden Erdoğan, Teşkilat başkanlığımız teşkilatımızın her kademesi için oldukça kapsamlı bir program hazırlasın. Kadın ve gençlik kollarımız aynı şekilde bu mübarek günleri en iyi şekilde değerlendirmek için adeta seferber oldular. Belediyelerimiz iftar ve savunma programlarının yanı sıra ihtiyaç sahiplerinin elinden tutarak fakir fukaranın derdine derman olarak örnek faaliyetlere imza atıyorlar. Sadece partimizin organları ve belediyeleri değil Kızılay'ımız, AFAD'ımız, vakıflarımız, derneklerimiz, hayırseverlerimiz de seferber olmuş durumda. Bu kurumlarımız Türkiye yanında Balkanlardan Kafkasya'ya, Afrika'dan, Türkistan'a kadar gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinde gerçekleştirdikleri hizmetlerle milletimizi en güzel şekilde temsil ediyorlar" şeklinde konuştu. Şehit aileleriyle, güvenlik güçleriyle, esnaf ve sanatkarlardan, kadınlara, Filistinli muhacirlerden Büyükelçilerlerle çok farklı kesimlerle iftar sofrasını paylaşarak bu mübarek günleri ihya ettiklerini aktaran Erdoğan, "Külliye'de Ramazan programımız Ankara halkının özellikle de çocuklarımızın yoğun teveccühü milletin evinde devam ediyoruz. Yani hep beraber on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif'i ruhuna manasına ve muhtevasına uygun tarzda layıkıyla idrak etmeye çalışıyoruz. Kalan günleri de en güzel şekilde değerlendirecek ihtiyaç sahiplerine ulaşacak halkımız da kucaklaşacak iftarlarda hemşehrilerimizle vatandaşlarımızla birlikte olacak aynı sofrada hasbihal edeceğiz" dedi. Ramazan’da etkinlikler yaparken başkaları gibi şov peşinde olmayacaklarını bildiren Erdoğan, "Üç liralık hizmetin reklamına beş lira harcamayacağız. Vatandaşın sıkıntısını, derdini, ihtiyacını, mağduriyetini, şov aracı, muhalefetin yaptığı gibi siyasi rant malzemesi haline kesinlikle getirmeyeceğiz. Biz reklam ve şov yapmanın değil, gönüller yapmanın, gönüller kazanmanın, gönüllere girmenin peşindeyiz. Biz bir yarayı sarmak, bir derde şifa olmak, bir ihtiyacı giderme gayesiyle hareket eden bir kadroyuz. Böyle bir siyasi kültürden geliyoruz. Yaptıklarımızı elbette anlatacağız. Hizmetlerimizin halkımıza ulaşmasını elbette temin edeceğiz. Ama bunları yaparken birileri gibi hoyratça davranmayacak insanımızı rencide etmeyeceğiz. Tüm faaliyetlerimizi vakarla yürüteceğiz. Tevazudan, samimiyetten asla sapmayacağız. AK Partili kadrolara yakışan işte böyle bir asalettir, işte böyle bir izzetli duruştur. Bu harekete yakışan seksen beş milyonun tamamını bağrına basan kuşatıcı bir yaklaşımdır. Bir kez daha siz kıymetli milletvekillerimizin şahsında tüm yol ve dava arkadaşlarımın Ramazan-ı Şerif'ini tebrik ediyorum. Ailenizle, sevdiklerinizle, aziz milletimizle Ramazan'ın rahmet, merhamet ve bereket atmosferini doyasıya teneffüs etmenizi yürekten temenni ediyorum. Gönülden kopan yakar işlerin geri çevrilmediği bu rahmet mevsiminde merhum Mehmet Akif'in şu duasına tüm kalbimizle biz de amin diyoruz. ‘Ya Rabb'im şu muazzam Ramazan hürmetine kaldır aradan vahdete hain neyse. Ya Rabb'im şu asırlarca süren tefrikadan artık ezilip düşmesin ümmet yeise.’" diye konuştu. Ramazan'ın Türkiye’ye, millete, İslam alemi ve tüm insanlık için refaha, selamete, barış ve dayanışmaya vesile olmasını niyaz eden Erdoğan, "Burada şunun da bilinmesinde fayda görüyorum. Türkiye olarak sadece iyilik sancağını değil barışın güven ve huzur veren iklimini baştan mazlum coğrafyalar olmak üzere dünyanın dört bir yanına ulaştırıyoruz. Daha adil bir dünya mümkün şiarıyla yürüttüğümüz çabaların semerelerini toplamaya başladık. Türkiye'yi bölgesinin istikrar kaynağı olmanın da ötesine geçirerek barış diplomasisinin merkez üstlerinden biri haline getiriyoruz" ifadelerini kullandı.

Özel’den Suriye açıklaması: "Hepimizin yüreği ağzında" Haber

Özel’den Suriye açıklaması: "Hepimizin yüreği ağzında"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa Cumhuriyet Meydanı’nda Manisa Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği iftar programına katıldı. Burada konuşan Özel, "Gün olup 2004 yılında yüzde 6 oy aldığımız bu şehri yüzde 60 oyla Ferdi başkana emanet edildiğini gördük. Büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Burada bu büyük çadır çok anlamlıdır. Hayat şartları zordur. Maalesef enflasyon canavarı halen çok acımasızdır. Fiyatlar yüksektir. Gerçek enflasyon yüzde 80’in üzerindedir. Bugün en düşük emekli maaşı alan emekli maalesef 14 bin 500 lira ile geçinmek, asgari ücretli 22 bin lira ile çocuklarını büyütmek, okutmak, ev kirası vermek, onları giydirmek, gezdirmek zorundadır. Bu şartlar altında sosyal belediyeciliğin, vatandaşın sıkıntılarını gören, onunla dayanışma içinde olan belediyeciliğin anlamı büyüktür" dedi. "TEDİRGİNLİKLE İZLİYORUZ" Dünyanın çok kötü dönemlerden geçtiğini belirten Özel, "Ukrayna’da savaş var. Filistin’de savaş var. Suriye’de savaş var. Şu anda birkaç gündür Suriye’de yeniden çatışmaların başlamasıyla hepimizin yüreği ağızlarında. Endişe ile izliyoruz. Tedirginlikle izliyoruz. Orada derhal yeniden sükunetin hakim olmasını, çatışmaların durmasını bekliyoruz. Müslümanın Müslümana ateş ettiği, kardeşin kardeşi katlettiği, kardeş kanının aktığı bir coğrafya istemiyoruz. Oraları karıştıranların kimler olduğunu biliyoruz. Ayrıca Filistin’de Filistin topraklarını Trump’ın işgal etmek istediğini, Filistinlileri civardaki ülkelere sürmek istediğini, oraya kendi hayallerine uygun şeyler yapıp orayı sömürmek istediğini görüyoruz. Türkiye buna sessiz kalmamalıdır. Türkiye; İsrail’in devlet terörüne, Trump’ın Ortadoğu hayallerine sessiz kalmamalıdır. Yaser Arafat ile Bülent Ecevit’in dostluğundan beri, Deniz Gezmiş’in Filistin davasına sahip çıkmasından beri Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye solu, Filistin davasının yanında, Filistinlilerin arkasındadır. Bunu bir kez daha ifade etmek istiyorum" diye konuştu.

Ömer Çelik: Terörsüz Türkiye hedefine ulaşma vakti Haber

Ömer Çelik: Terörsüz Türkiye hedefine ulaşma vakti

Türkiye Cumhuriyeti’nin devletinin nitelikleri ve milletimizin değerleri konusunda bir al-ver süreci kesinlikle söz konusu değildir" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İstanbul İl Başkanlığı binasında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Açıklamasında Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Başbakan olduğu dönemde imzasının bulunduğu 28 Şubat dönemine ilişkin yasakların kaldırıldığı belgeyi de gösterdi. Konuşmasının başında 28 Şubat Darbesi'nin 28. yıl dönümüne ilişkin konuşan Çelik, "Bugün, Türk siyasi tarihinin karanlık tarihlerinden birinin 28 Şubat’ın yıldönümü. 28 Şubat’ın bir kere daha hafızamızı tazeliyoruz. Milletimiz değerlerine düşmanlık eden her türlü girişimi tarihin çöplüğüne gitmesinin mukadder olduğunun altını çiziyoruz. Bu belge Sayın Cumhurbaşkanımızın, Başbakan olarak imzasını taşıyor. Verdiği o büyük mücadelenin sonunda Sayın Cumhurbaşkanımız, başbakan olarak 28 Şubat’ı hayata geçiren bütün genelge, talimatlar, eylem planı, tüm o karanlık belgeleri büyük mücadelenin arkasından bu imzayla bertaraf etmiştir. Bu imza Başbakan olarak Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası. Ama bu imza aynı zamanda milletimizin demokrasi mücadelesinin mührü" dedi. "BUGÜN GELDİĞİMİZ NOKTADA ARTIK TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİNE ULAŞMA ZAMANI OLDUĞUNU İFADE EDİYORUZ" İmralı'dan gelen "silah bırak" çağrısı üzerine konuşan Ömer Çelik, "Dünden itibaren beri gündemdeki konu PKK terör örgütünün silahları bırakması, feshedilmesi, lağvedilmesiyle ilgili gündem. Sayın Cumhurbaşkanımızın, başbakan olduğu dönemden itibaren milletimizin üzerindeki yasakların kalkması, milletimizin üzerine kurulmuş vesayet tuzaklarının ortadan kaldırılması, vatandaşlarımızın kimliklerinin, hak ve hürriyetlerinin baskı altına alınması karşısında ortaya koyduğu iradenin sembol niteliğinde konuşmaları vardır. Bundan bir tanesi 12 Ağustos 2005’te Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Diyarbakır’da yapılan bir konuşmadır. Sayın Cumhurbaşkanımız Başkan olarak 12 Ağustos 2005’te Diyarbakır’da yaptığı konuşmada 'Türkiye ne kadar İstanbul ise ne kadar Konya ise Samsun ve Erzurum ise o kadar Diyarbakır’dır. Bu ülkenin her yerinin, her renginin, her sesinin, her kokusunun farklı bir lezzeti vardır. Kürt sorunu bu milletin bir parçasının değil, hepsinin sorunudur" diye ifade etmişlerdir. Bu son derece tarihi bir konuşmadır. Burada Kürt sorunu bu milletin bir parçası değil hepsinin sorunudur ifadesi son derece önemli ve stratejik bir ifadedir. Bu ifade meseleyi sadece bir etnik mesele olarak ele almamakta, meselelerin çözümünün Türkiye’nin bütününü ilgilendiren bir demokrasi meselesi olduğunu ifade etmektedir. Bu ifadeden sonra Sayın Cumhurbaşkanı Kürt sorunu benim sorunumdur demiştir. Yasakların kaldırılması için büyük bir mücadele vermiştir. Aynı iradeyi başörtüsü meselesi sadece bir kesimin değil bu milletin tamamının sorunudur diyerek göstermiştir. Alevi canlarımızın karşı karşıya olduğu yasaklar karşısında da bu sadece bir kesimin sorunu değil tüm Türkiye’nin sorunudur diyerek bakmıştır. Türkiye meselelerinin çözümü için ortaya koyduğu irade genel demokratikleşme perspektifi, hukuk devletinin niteliklerinin yükselmesi, vesayet süreçlerinin ortadan kaldırılmasıdır. Bugün geldiğimiz noktada artık Terörsüz Türkiye hedefine ulaşma zamanı olduğunu ifade ediyoruz" dedi. "IRAK’TAKİ VE SURİYE’DEKİ BÜTÜN UNSURLARI VE BÜTÜN UZANTILARLA TERÖR ÖRGÜTÜ SİLAH BIRAKMALIDIR VE KENDİ KENDİSİNİ FESHETMELİDİR" Hedefin terörsüz Türkiye olduğunu söyleyen Çelik, "Cumhurbaşkanımızın iç cephe güçlendirme çağrısından sonra Sayın Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısı, bütün Ortadoğu’da başlayan karanlık süreçlere karşı, yeni bir bütün bu dalgayı göğüsleyecek ve bölgede kardeşliği artıracak Türkiye’nin içinde de iç cepheyi güçlendirecek yeni bir mesaj, yeni bir davet, yeni bir çağrı olarak ortaya çıkmıştır. Bunun esası terörsüz Türkiye hedefine ulaşmaktır. Türkiye Yüzyılı’nda ortaya konulan başlangıç iradesinden bir tanesi budur. Bu çerçevede terör örgütünün silahları bırakması ve terör örgütünün tamamen feshedilmesi esastır. Türkiye jeopolitik gerçeklerine uygun bölge değerlerine uygun bir kardeşlik siyasetini bir çağrı olarak bir irade olarak ortaya koymuştur. Bu çerçevede PKK-YPG-SGD hangi adla olursa olsun Irak’taki ve Suriye’deki bütün unsurları ve bütün uzantılarla terör örgütü silah bırakmalıdır ve kendi kendisini feshetmelidir. Dünden beri bir tartışma yapılıyor. Türkiye’nin çağrısını birileri sadece Irak meselesiyle bağlantılı olarak indirgemeci bir yaklaşımla ele almaya çalışıyorlar. Hayır terör örgütü dediğimizde Irak’taki ve Suriye’deki tüm unsurlarıyla PKK-YPG-SGD hangi adla olursa olsun bu terör örgütünün bütün unsurlarıyla tasfiyesinin esas olduğunu ifade ediyoruz. Etnik kimlik olarak kendisini Türk olarak adlandıran Kürt olarak adlandıran Arap olarak adlandıran, mezhebi olarak Alevi, Sünni olarak adlandıran vatandaşlarımızın olması demokrasi içerisinde doğaldır. Adlarımızın farklı olması doğaldır ama hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir. Ortaya çıkan çağrı bu iradenin ürünüdür. Adlarımız farklı olsa da hepimizin soyadının Türkiye Cumhuriyeti olduğunun iradesini vatandaşlarımız arasında da bir kere daha pekiştirmek üzere ortaya koyulmuştur" diye konuştu. "BURADA DEVLETİN NİTELİKLERİ İLE İLGİLİ BİR PAZARLIK SÖZ KONUSU DEĞİLDİR" Bölgede birilerinin terör örgütleri vasıtasıyla Kürt, Arap ve Türkmenler üzerinde birtakım emperyalist projeleri hayata geçirmek üzere birtakım baskılar oluşturduğunu ve onları terör örgütlerinin kucağına doğru ittiğini net bir şekilde gördüklerinin altını çizen Çelik, "Şunu net bir şekilde söylüyoruz; hiçbir emperyalist projenin terör örgütleri vasıtasıyla hayata geçirilmesine Türkiye Cumhuriyeti Devleti müsaade etmeyecektir. Burada şimdiye kadar bu terör devletçiklerini kurmakla ilgili projelere karşı Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı gibi harekatlarla, Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle, ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’ iradesini ortaya koyduk. Bu irade en güçlü şekilde ayaktadır. Burada şunu da görüyoruz; yakın bölgemizde, komşularımızın olduğu topraklarda Kürt, Arap ve Türkmen kardeşlerimize silah çeken birisi olursa ya da onları terör örgütlerinin kucağına atarlarsa karşısında Türkiye Cumhuriyeti’ni bulacaktır. Kürt kardeşlerimize silah çekenler karşısında bizleri bulacaktır. Kürt kardeşlerimizin refahı ve güveni Türkiye Cumhuriyeti’nin garantisi altındadır. O sebepler Irak ve Suriye’de Kürt, Arap ve Türkmen, Alevi, Sünni gibi hangi mezhepler olursa olsun, bütün unsurlar için bir kardeşlik siyaseti Türkiye Cumhuriyeti tarafından yürürlüktedir. Bu iradenin arkasında Türkiye Cumhuriyeti’nin binlerce yıllık devlet aklı, tarih bilinci ve coğrafya şuuru vardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet aklının devlet aklının, tarih bilincinin ve coğrafya şuurunun ortaya koyduğu şey, bütün karanlık ve soykırımcı siyasetçilere bütün kara propagandaya karşı ayakla tutmakla ilgilidir. Dolayısıyla şöyle bir konu da dile getiriliyor; devlet bir pazarlık sürecine girer mi? Bir kere daha ifade ettik ki; burada devletin nitelikleri ile ilgili bir pazarlık söz konusu değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nin devletinin nitelikleri ve milletimizin değerleri konusunda bir al-ver süreci kesinlikle söz konusu değildir. Devletlerin terörle mücadele konusunda sert güç unsurları ve yumuşak güç unsurları vardır. Sert güç unsurları olarak Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı, polisimiz, jandarmamız ve bütün güvenlik birimlerimiz Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti’nin demokrasisini korumak, vatandaşlarımızın hayatını korumak ve hukuk devletini korumak için en yüksek iradeyle mücadele etmektedir. Yumuşak güç unsurları arasından da terör örgütü mensuplarına sık sık zaten silah bırakma çağrısı yapılmaktadır. Bunu defalarca ekranlarda görmüşsünüzdür. Bir terör örgütü mensubuyla çatışmaya girildiğinde kendisine silah bırakma ve teslim olma çağrısı yapılır. Burada hukukun imkanları içinde ortaya koyulan bir kabiliyettir. Bugün dünden itibaren gündemde olan İmralı’dan yapılan terör örgütünün silah bırakması, kendisini feshetme çağrısı Türkiye Cumhuriyeti’nin bu iradesi çerçevesinde bu sonucun doğması, terörsüz Türkiye hedefi merceğinden değerlendirilmektedir. Burada devletimizin binlerce yıllık devlet aklı, milletimizin tarihi tecrübesi ve özgüveni bu sürecin merceğini oluşturmaktadır" diye konuştu. "DEMOKRASİ VE SİYASET BÜTÜN SORUNLARIN ÇÖZÜMÜDÜR, ÇÖZÜMÜNÜN ADRESİDİR" Bütün sürecin devlet kurumları tarafından takip edileceğini belirten Çelik, "Nitekim bütün bu süreç Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla devlet kurumları tarafından Milli İstihbarat Teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetleri başta olmak üzere bu sürecin nasıl evirileceği hassas bir şekilde takip edilecektir. Burada bir kere daha belirtmek isterim ki; ortaya çıkan bütün gelişmelere bakış açımız Sayın Cumhurbaşkanımızın her vesileyle 12 Ağustos 2005’te Diyarbakır’da da ve Türkiye’nin her tarafında olmak üzere bütün siyasi hayatı boyunca ifade ettiği gibi bütün gelişmeleri değerlendirme konusundaki bakış açımızın esası ‘tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet’ esasında olacaktır. Tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet ilkesi dışında bize yakıştırmaya çalışılan bütün unsurların hepsi bunu yakıştırmaya çalışanların sadece siyasi yalanından ibaret olarak kalacaktır. Biz bu meseleye Türkiye’nin içerisinde iç cepheyi güçlendirelim derken de bütün kardeşlerimizle, Alevisi, Sünnisi, Türk’ü, Kürt’ü Arap’ı ile birlikte bu meseleye bir kardeşlik, yüksek standartlı bir demokrasinin ortaya koyduğu bir vatandaşlık bilinci ve tarih boyunca var olmuş ve bundan sonra da olmaya devam edecek kaderdaşlık çerçevesinde olacağız. geçmişimiz birdir, bugünümüz birdir, geleceğimiz birdir, geleceğimiz bir ve beraberdir diyoruz. Bu çerçevede terör gayri meşrudur. Demokrasi ve siyaset bütün sorunların çözümüdür. Çözümünün adresidir. Şimdiye kadar siyasi hayatımıza başladığımızdan beri sivil siyasetin üstünlüğünü ve yüksek standartlı demokrasi ile ilgili bütün reformları yaparak sürekli olarak bu bilinci korumaya devam ettik. Dolayısıyla hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti’nin tarih bilincini, devlet aklının ve coğrafya şuurunun dışarıda kaldığını düşünmesin. Hem ülkemizin içerisinde iç cepheyi güçlendirme hem bölgemize dönük olarak terörsüz bir ortamın ortaya çıkmasına dönük irademiz bu şekildedir. Bu vesileyle muhalefet partilerden gelen birtakım eleştiriler de maalesef son derece kalitesiz ve içeriksiz eleştirilerdir. Bütün bu sürecin İsrail’in ve Amerika’nın söyledikleri doğrultusunda gerçekleştirildiğini söylemeleri gerçekten bir tarih bilinci yoksunluğudur. Bir coğrafya şuuru yoksunluğudur. Devletimizin aklına ve milletimizin özgüvenine dönük bilgisizliklerinin bir tezahürüdür. Yine bugün CHP Genel Başkanı Özgür Özel çıkmış, Cumhur İttifakı içerisinde bir kesimin öne çıktığını, diğer kesimin bütün olanları izleyerek sürece dahil olmaya çalıştığını ifade etmiştir. Bir de üstüne eklemiş, ‘süreç şeffaf bir şekilde yönetilmiyor, bazı kişiler tarafından yapılan çalışmalar var. Bunlar milletten saklanıyor’ diyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın en temel mesajı; bütün bu çerçeve içerisinde dün de bir vesileyle ifade ettiler Cumhur İttifakı bir ve bütündür. Cumhur İttifakı içerisinde çatlak yoktur. Bu çerçevede hem iç cephenin güçlendirilmesi hem terörsüz Türkiye hedefine ulaşılması, Türkiye Yüzyılı prensipleri açısından ele alınmaktadır. Hiçbir şeffaf olmayan süreç yoktur. Maalesef Sayın Özgür Özel, Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta heyetini hedef alırken, ‘duydum, birileri bana söyledi’ diyerek konuşuyor. Muhtemelen partisindeki bazı emekli askerlerin dedikodularını bilgi diye ortaya koyuyor. Dış politika ile ilgili konuşurken, yine ‘duydum, bana böyle söylendi’ diyerek konuşuyor. Muhtemelen partisindeki bazı emekli diplomatların söylemlerini dış politika stratejisi zannediyor. Bu meselede de şeffaf olmayan süreçler devam ettiriliyor, işte bir AYM üyesi, 1 yıldan beri çalışıyor gibisinden birtakım sözler söylemesi, yine aynı çizgiyi ve savunmayı devam ettirdiğini göstermektedir. Kendisi Cumhur İttifakı içerisinde bir çatlak olduğunu ifade ediyor, bunların hepsi boştur. Hala bölgede olan önemli olayları, aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti’nin içerisinde ortaya koyulan iradeyi anlamadıklarını gösterir" diye konuştu. Konuşmasında birlik ve beraberliğe vurgu yapan Çelik, "Cumhurbaşkanımızın iç cephe güçlendirme çağrısından sonra sayın Devlet Bahçeli’nin bölgedeki bütün şer şebekelerinin yol ayrımını alt üst edecek çağrı yapması, Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu terörsüz Türkiye Yüzyılı iradesi bütün bunların cevabıdır. Kardeşliğimizi pekiştireceğiz. Kaderdaşlığımızı güçlendireceğiz. Vatandaşlığımızı yüksek standartlarla ilerletmeye devam edeceğiz. Devlet Kurumlarımız bölgedeki gelişmeleri takip ederek sürecin nereye evirildiğini net bir şekilde göreceklerdir. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları bu şekildedir. Biz bu hedefler doğrultusunda tek vatan, tek millet, tek devlet ve tek bayrak ilkesi doğrultusunda bütün bu sürecin değerlendirmelerini yapacağız parti olarak. Bizde süreci takip etmeye devam edeceğiz. Türk ile Kürdün arasına, Arap’la Türkmen’in arasına, Alevi ve Suninin arasına hiçbir şer şebekesinin girmesine müsaade etmeyeceğiz. Adlarımız farklı olabilir soyadımız Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye Cumhuriyeti çok yaşasın diyoruz" dedi.

CHP Milletvekili Orhan Sarıbal: "Suriye'de insanlık suçu işleniyor, sessiz kalmak suça ortak olmaktır" Haber

CHP Milletvekili Orhan Sarıbal: "Suriye'de insanlık suçu işleniyor, sessiz kalmak suça ortak olmaktır"

Sarıbal, Suriye’de yaşananların yalnızca bir mezhep meselesi olmadığını belirterek, bunun uluslararası hukukun tanımladığı biçimde “açık bir insanlık suçu” olduğunu vurguladı. Suriye’de HTŞ’nin Şam’da yönetimi ele geçirmesinin ardından Alevilere yönelik baskıların sürdüğünü söyleyen Sarıbal, “İşkenceler, infazlar, zorla kaybetmeler ve zorunlu göçlerle bir halk yok ediliyor. Kadınlar ve çocuklar öldürülüyor, kutsal mekanlar yağmalanıyor. Bu yalnızca Alevileri değil, Suriye’deki tüm etnik ve dini azınlıkları hedef alan bir politika. Bugün sesimizi yükseltmezsek, yarın başka halklar için de aynı karanlık devreye sokulacaktır” ifadelerini kullandı. ABD ve İsrail’in, Suriye’de cihatçı grupların Şam’a ilerlemesine göz yumarak ülkenin geleceğine dair kendi planlarını hayata geçirdiğini belirten Sarıbal, Türkiye’nin de bu sürecin taşeronu haline geldiğini ifade etti. Milletvekili Sarıbal, “Cihatçı terör gruplarıyla doğrudan ya da dolaylı tüm ilişkiler kesilmeli, destek mekanizmaları sona erdirilmelidir. Suriye’nin yeniden inşasında, tüm toplulukların kendini güvende hissedeceği bir yönetim anlayışına katkı sunulmalıdır. Bu konuda sessiz kalmak, yalnızca suçlulara cesaret vermektir. Suriye’de katliama maruz kalan Alevilerin hakkını savunanları eski rejimin kalıntısı gibi lanse etmek, yapılan katliamlara karşı ses yükseltenleri etkisizleştirme çabasıdır. Vahşete bahane üreten herkes, suç ortağıdır! Eğer gerçekten barış istiyorsak, etnik ve mezhepsel temizlik politikalarına karşı amasız bir duruş sergilemek zorundayız” dedi. Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütlerini acilen harekete geçmeye çağıran Sarıbal, diplomatik ve hukuki süreçlerin başlatılması ve sivillerin güvenliğinin sağlanması gerektiğini belirtti.

Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
logo
Söz Bursa En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.