SON DAKİKA
Hava Durumu

#Imo

Söz Bursa - Imo haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Imo haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İMO Bursa Şubesi 6 Şubat Depremlerini unutmadı Haber

İMO Bursa Şubesi 6 Şubat Depremlerini unutmadı

Başkan Erdem açıklamasının devamında şunları kaydetti: “Bugün ülkemizi derinden sarsan ve tüm yurttaşlarımızın hafızalarında unutulmayacak acılar bırakan 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin ikinci yıldönümünü geride bırakıyoruz. Aynı gün ardı ardına Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli meydana gelen depremlerde resmi verilere göre yaklaşık 39.530 bina yıkılmış, 200.350 bina ağır hasar almış, 11 ilde 14 milyonu aşkın nüfusu doğrudan etkileyen bu yıkımın sonucunda 50 binin üzerinde yurttaşımız hayatını kaybetmiştir. Bu büyük felakette hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyoruz. 6 Şubat Depremleri, etkilediği coğrafi alanın genişliği, nüfusun fazlalığı ve yıkımın boyutu itibariyle, yıllarca etkisini sürdürecek bir toplumsal travma yaratmıştır. Bununla birlikte bilimin ve mühendislik uygulamalarının gelişimine, ülkemizin bu alandaki beşeri kaynaklarına dayanarak, Türkiye gibi aktif fay hatlarıyla örülü bir coğrafyada deprem endişesiyle yaşama çaresizliğine mahkum olmadığımız rahatlıkla söylenebilir. Bu sebeple afetleri bir beka sorunu olarak görüyor mühendislik biliminin ışığında kanun ve yönetmeliklerin eksiklerinin tamamlanarak çağımıza uygun hale getirilmesi elzemdir diyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi “deprem öldürmez, mühendislik hizmeti almamış bina öldürür. 99 Depremi de 6 Şubat Depremi de on binlerce insanımızın yitip gitmesine, devletimizin sırtına yüz milyarlarca dolar maddi yük binmesine sebep olmuştur. Yani hem milletimize hem de devletimize maddi, manevi çok ağır bedeller ödetmiştir. Peki bu iki büyük depremde de can ve mal kayıplarımızın tek sorumlusu inşaat mühendisliği mesleği midir? Elbette değildir. Mesleğimizin icrasındaki denetim ile kanuni ve mesleki eksiklerden kaynaklandığı apaçık ortadadır. Peki maddi ve manevi kayıplara sebep olan deprem sizce de başlı başına bir beka sorunu değil midir? Depremin vereceği hasarları engellemek, yukarıda bahsettiğimiz gibi inşaat mühendislerinin mesleki sorunlarını çözmekle hallolacağı apaçık ortadayken daha neyi bekliyoruz? O zaman gelin ne yapılması gerektiğini konuşalım. Öncelikle devlet olarak inşaat mühendisliği mesleğine hak ettiği değeri gösterip ardından gerekenleri yapmak için en acilinden bir eylem planı ortaya koyalım. Yapı Denetim Kanunu, Şantiye Şefliği Yönetmeliği ve 1938 yılında yürürlüğe giren Mimarlık ve Mühendislik Hakkındaki Kanun ve Müteahhitlik Yasası’nın eksikliklerinin yasal düzenlemelerle tamamlanıp çağına uygun hale getirilmeli ve de Yetkin ve Uzman Mühendislik Yasası bir an önce düzenlenerek hayata geçirilmelidir. Tabii bu konuda en önemli görev devletimize düşmekte olup acilen kanuni ve hukuki düzenlemelerin yapılması şarttır. Bu sebeplerle diyoruz ki “Güvenli yapı üretimi doğru veri doğru proje doğru yapım ve doğru denetim ile gerçekleşir.” Bu üç ana bileşen olmadan asla güvenli yapı üretilemez. Bunu sağlamayı hedefleyen çalışmalar ve kanuni düzenlemeler yapılmalı sistemdeki eksiklikler bu bakış açısı ile değerlendirilmelidir. Depremin tek çaresi depreme dayanıklı güvenli sağlam yapılar üretmektir. Temel yaklaşım hedef bu olmalıdır. Deprem istatistiklerine göre ortalama her altı yılda bir büyüklüğü 7 veya üzeri, her yıl iki adet 6 veya üzeri bir deprem meydana gelmekte ve ne yazık ki bu depremler önemli can ve mal kayıplarına yol açmaktadır. Türkiye’de her yıl ortalama 25 bin civarında deprem olduğu, 6 Şubat Depremlerinin artçı yoğunluğu nedeniyle 2023 yılında 74.232, 2024 yılında ise 31.890 deprem meydana geldiği bilinmektedir. Bu veriler, ülkemizin depremselliğinin açık bir göstergesidir. Asıl şaşırtıcı olan, deprem olaylarına aşina olmamıza karşın depreme yönelik hazırlıklarımızın bu kadar geri kalmasıdır.” Kaynak: AFAD   Bilinmeyen Depremsellik Değil, Yapı Stoğumuzun Durumu Başkan Serdar Atilla Erdem, yakın bir gelecekte de büyük depremler yaşanacağı gerçeğinin bilimsel bir hakikat olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Tam olarak ne zaman ve nerede meydana geleceği bilinmese de bilimsel veriler ışığında deprem olaylarını öngörmek mümkündür. Nitekim AFAD tarafından yapılan senaryo çalışmasına göre Kuzey Anadolu Fayında, Marmara Denizi'nde meydana gelebilecek 7.5 büyüklüğündeki bir deprem sonucu 44 bin 802 binanın yıkılacağı, sadece İstanbul kent merkezinde 26 ile 30 bin arasında yurttaşımızın hayatını kaybedeceği varsayılmaktadır. Ülkemizin depremselliği bilinen bir gerçektir. Bilinmez olansa her an deprem beklenen aktif fay hatlarıyla örülü bir ülkenin yapı stokunun durumudur. Öyle ki yapı stokumuzun belirsizliğini gözler önüne seren acı bir olay yakın zamanda Konya ilinde yaşanmıştır. Konya’da, 4 katlı bir bina, deprem gibi herhangi bir dış etken dahi olmaksızın kendiliğinden çökmüştür. Üstelik, bir yapının kendi kendine çökme olayının ülkemizde ilk kez yaşanmadığı da bilinmektedir. 2025 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programına göre 2024 yılı Eylül başı itibarıyla Türkiye’de toplam konut sayısı 42,2 milyondur. TBMM’de Kahramanmaraş Depremlerinden sonra kurulan araştırma komisyonunun Mayıs 2023 tarihli raporuna göre, 6-7 milyon konutun en kısa sürede dönüştürülmesi gerektiği ifade edilmektedir. 6306 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 2012 yılından 5 Nisan 2023 tarihine kadar, ülke genelinde 781.333 konuta riskli yapı tespiti yapılmış, 711.545 konutun ise yıkımı gerçekleştirilmiştir. Yani 11 yılda, riskli görülen 6-7 milyon konutun yalnızca yaklaşık yüzde 10’u kadar dönüşüme girmiştir. Ülke genelinde 7 milyon civarında konutun olası bir depremde yıkılması söz konusuyken, bu hızda ilerlerse, tüm riskli yapılarımızın dönüşümü, ancak yüz yıl sonra tamamlanmış olacaktır, tabii yapı stokumuza yeni riskli yapılar eklenmezse…” Tüm Sorumluluk İnşaat Mühendisinin Üzerine Yıkılamaz İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Erdem sözlerini şöyle sürdürdü: “Öte yandan 6 Şubat Depremlerinin ardından başlatılan yargı süreçlerinde ise yıkımın gerçek sorumlularının ortaya çıkarılmasından uzaklaşılmakta, tüm sorumluluk, günah keçisi ilan edilen inşaat mühendislerinin üzerine yıkılmaktadır. Kuşkusuz yıkımda sorumluluğu bulunan herkes yargı önüne çıkarılmalı, gerçek sorumlular tespit edilip cezalandırılmalıdır. Unutulmamalıdır ki halkın can ve mal güvenliğiyle doğrudan ilgili olan deprem riskine karşı tedbir almak, bu hususta gerekli denetimleri yapmak siyasi iktidarın, merkezi ve yerel yönetimlerin sorumluluğudur. Son 20 yılda 6 İmar Affı Yasası çıkararak mevzuata aykırı eklentiler veya değişiklikleri gerekli tedbirler almadan kâğıt üstünde yasal hale getiren, yasalara aykırı olarak üretilen ve mühendislik hizmeti almayan yapıları “İmar Aflarıyla” bağışlayarak kaçak yapıların/yapılaşmanın yasallaşmasını sağlayan, ülkemizdeki yapı üretim sürecine halkın can ve mal güvenliğini yadsınıyor olması kabullenilemez. Yıkılan binaların hangi sebepten yıkıldığı net olarak ortaya konulmadan, yıkım sebepleri ve sorumluluk zinciri tespit edilmeden, tasarım, yapım ve denetimden sorumlu meslektaşlarımız halen cezaevlerinde tutuklu bulunmaktadır. Tutuklamalar bir tedbir olmaktan çıkmış ve öne alınmış ceza gibi uygulanmaya başlanmıştır. Ceza yargılamasının en temel ilkelerinden olan masumiyet karinesi meslektaşlarımız açısından, suçsuz olmadığı hükmen sabit oluncaya kadar suçlu sayılacaktır, şeklinde tersine çevrilmiştir. Yargılamalarda hâkime yardımcı olması beklenen bilirkişi raporları, bilimsel ve teknik pek çok hata içermekte, hukuka aykırı olarak kusur belirlemesi yapılmakta, söz konusu bilirkişi raporlarının olayın özelliği gereği doğrudan yargılamaya yön vermesi nedeniyle adil bir yargılamadan uzaklaşılmaktadır. Bu sebeple ihtisas mahkemelerinin acilen kurularak hayata geçirilmesi gerekmektedir. Afet Hazırlık Planlaması’nda Verilerimizin %10’u Tamamlanmış Durumda Sonuç itibariyle; Deprem bir afet olayıdır, bunun önüne geçemeyiz ancak afetler öncesi alacağımız tedbirlerle afetlerin vereceği hasarların önüne geçebiliriz. Bu gerekçelerle afet hazırlık planlamasını bir an önce tamamlanması en önemli konularımızdan olmalıdır. İyi bir planlama için doğru ve hızlı veri akışının tüm şehirlerimiz için sonlandırılması en önemli çalışmalardan olacaktır. Fakat ne yazık ki AFAD'ın bu çerçevede yaptığı veri toplama çalışmaları 10 yıllık süreçte Türkiye genelinde %50 nin üzerinde iken şehrimiz olan Bursa'mızda kamu kurumları ve yerel belediyelerimizden gelen veri bilgisi halen daha %10 seviyelerinde kalmaktadır. Buradan sormak isteriz ki acaba şehrimiz AFAD'a bu verileri iletmekte neden bu kadar geri kalmıştır? Acaba Şehrimizde hukuksuzluğun ve ben yaptım olduculuğun kaçak yapılaşmanın bir kültür haline gelmesinden midir? Acaba ayıplarımızın ortaya çıkmasından mı endişe edilmektedir. O zaman ne yapmak lazım? Bir an önce şehrimizin gerçek ve doğru verilerini tamamlayıp afetlere hazırlık konusunda eyleme geçmek lazım. İMO Bursa Şubesi olarak kentsel dönüşüm ve afetlere hazırlık komitemizin hazırlamış olduğu kapsamlı ve geniş rapor tamamlanmış kitapçık haline getirilmiş. Olup önümüzdeki günlerde Bursa Valiliği başta olmak üzere Çevre İl Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi, İlçe Belediyeleri, AFAD vb. ilgili kurumlara tarafımızca teslim edilecektir. Ancak bu vesileyle kamuoyuna deprem afeti ile ilgili önemli gördüğümüz çözüm önerilerimizden birkaçını paylaşmak isteriz.” Afet Öncesinde Yapılması Gerekenler 1.Stratejik Planlama ve Kurumsal Koordinasyon: Afet öncesi strateji planının oluşturulması ve ilgili kurumların veri giriş süreçlerinin hızlandırılması. Afet yönetim planlamasının disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınarak güncellenmesi. 2.Toplanma ve Barınma Alanlarının Belirlenmesi: Deprem sonrası kısa süreli toplanma ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla uygun kamu binalarının belirlenmesi. Bu binaların güçlendirme ve altyapı hazırlıklarının önceden tamamlanması. 3.Sığınak ve Güvenli Alan Kontrolleri: İmar yönetmeliğinde yer alan sığınak ve güvenli alanların uygulanabilirliğinin denetlenmesi. Mevcut binaların ilgili mevzuata uygun olarak sığınak barındırmasının sağlanması. 4.Afet Yönetiminde Uzman Ekiplerin Güçlendirilmesi: Afet sırasında kritik öneme sahip kentsel arama-kurtarma, beslenme, psikososyal destek, ayni bağış ve depo yönetimi gibi alanlarda uzmanlaşmış ekiplerin oluşturulması. Bu ekiplerin eğitim süreçlerinin ilgili meslek odalarıyla iş birliği içinde artırılarak etkin hale getirilmesi. 5.Lojistik Alanların Planlanması: Afet sonrası lojistik destek alanlarının belirlenmesi ve bu alanların altyapı gereksinimlerinin önceden hazırlanması. 6.Toplumsal Farkındalık ve Eğitim: Afet sırasında vatandaşların alması gereken önlemler konusunda düzenli bilgilendirme ve eğitim faaliyetlerinin artırılması. Bu eğitimlerin özellikle okullar, iş yerleri ve toplu yaşam alanlarında sürekli hale getirilmesi. Mevcut Durumun Değerlendirilmesi 1.Afet Tehlikesinin ve Risk Unsurlarının Belirlenmesi: Deprem riski yüksek bölgelerin detaylı bir şekilde haritalanması. Yerel zemin koşullarının belirlenerek yapı güvenliği açısından değerlendirilmesi. Mevcut deprem senaryolarının detaylı bir şekilde çalışılması, yerel zemin ve basen koşulları dikkate alınarak altyapı ve üstyapı üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi Yapı stoğunun envanterinin çıkarılması ve riskli yapıların belirlenerek önceliklendirilmesi. 2.Kentsel Dönüşüm Süreçlerinin Bilimsel ve Bütüncül Planlanması: Can güvenliğini esas alan bir bakış açısıyla kentsel dönüşüm süreçlerinin planlanması. Kentsel dönüşüm süreçlerinde devlet, yerel yönetimler ve vatandaşların ortak sorumluluk almasının sağlanması. Mevcut yapı stoğundan iyi durumda olan binaların ön plana çıkarılmasını sağlamak amacıyla bir sertifikasyon uygulaması geliştirilmesi. İyi örneklerin ödüllendirilerek teşvik edilmesi ve güvenli yapılaşmanın özendirilmesi. Depreme hazır hale getirilmesi zor olan bölgelerde güvenliği artıracak hızlı güçlendirme önlemlerinin alınmasını sağlayacak kanuni altyapının oluşturulması. 3.Yapı Stoğunun Depreme Hazır Hale Getirilmesi: Mevcut binaların yapısal güçlendirme, yenileme ve depreme dayanıklı hale getirilmesi için teşvik ve finansman modellerinin geliştirilmesi. Geleceğe Yönelik Önlemler ve Yapılması Gerekenler 1.Yapı Denetim Sisteminin Güçlendirilmesi: Türkiye’de yürürlüğe giren yapı yönetmelikleri ve denetim mekanizmalarının belirli bir döneme kadar riski azalttığı görülmekle birlikte, son 10 yılda bu alandaki gelişimin durağanlaştığı tespit edilmektedir. Bu nedenle yapı denetim sisteminde hem hukuki hem de yapısal eksikliklerin giderilmesi gereklidir. Denetim sektörünün etkinleştirilmesi için nitelikli kadroların sektörde görev alması teşvik edilmelidir. Bunun sağlanması için, mühendislik ve yapı denetim sektöründe ekonomik ve mesleki teşviklerin artırılması gerekmektedir. 2.Yetkin Mühendislik Uygulamalarının Hayata Geçirilmesi: Yetkin mühendislik sistemi ile sadece belirli yeterlilikleri sağlayan mühendislerin kritik projelerde görev almasının sağlanması. Yeni denetim mekanizmalarının tesis edilmesi ve mevcut denetim süreçlerinin iyileştirilmesi. Denetim süreçlerinin yetkin inşaat mühendisleri tarafından yürütülmesini sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması. Mesleki gelişimi teşvik eden sürekli eğitim ve akreditasyon sistemlerinin oluşturulması.

İMO Bursa Şubesi’nden Kaçak Yapılaşmaya Geçit Yok Haber

İMO Bursa Şubesi’nden Kaçak Yapılaşmaya Geçit Yok

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin JICA ile yapmış olduğu çalışmanın mikro bölgeleme çalışması bir an önce tamamlanıp, Bursa’nın yapı stoğu envanteri çıkartılarak tamamlanabileceğini ifade eden Erdem, “Kentsel dönüşümde riskli bölge sınıflaması yapılmalı, kentsel dönüşüm strateji belgesi acilen oluşturulmalıdır” dedi. İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, Bursa’nın çözüm bekleyen sorunlarından “Kaçak Yapılaşma ve Kentsel Dönüşüm” konusunda İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu adına Şube Konferans Salonu’nda basın toplantısı gerçekleştirdi. Basın mensuplarının yoğun katılımıyla gerçekleşen toplantıda önemli bilgiler aktarıldı.   Kaçak yapılaşmanın hukuki bir sorun olmakla birlikte aynı zamanda kentlerin güvenliği, estetiği ve sürdürülebilirliği açısından ciddi tehditler oluşturduğunu belirterek sözlerine başlayan Başkan Serdar Atilla Erdem, “Plansız ve denetimsiz yapılaşma deprem riski gibi doğal afetlerle birleştiğinde, yalnızca bireyler için değil toplumun tamamı için büyük bir tehlike haline gelmektedir. Ne yazık ki bu olgu kentlerimizin birçok bölgesinde karşımıza çıkmakta ve yapı stokumuzun kalitesini, çevreyi, altyapıyı, su kaynaklarımızı, ulaşımı ve yaşanabilir alanlarımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Öte yandan kentsel dönüşüm kavramı, sadece eski yapıların yıkılıp yerine yenilerinin yapılmasından ibaret değildir. Kentsel dönüşüm; sosyal, ekonomik ve çevresel faktörleri bir bütün olarak ele almayı gerektirir. Bilimsel esaslara dayalı, planlı ve toplum yararını gözeten bir dönüşüm anlayışı, sağlıklı ve yaşanabilir kentlerin inşası için vazgeçilmezdir. Ancak bu süreçte rant odaklı yaklaşımların ve plansız uygulamaların önüne geçmek de büyük bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. İnşaat Mühendisleri Odası olarak, bu konularda çözüm önerileri geliştirmek, kamuoyunu bilgilendirmek ve ilgili tüm paydaşlarla iş birliği içinde çalışmak en temel görevlerimizden biridir” dedi. Kaçak Yapılaşma ile Mücadele Siyaset Üstü Olmalı İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Komitelerinin kent sorunlarına bilimsel ve teknik olarak çözüm arayışlarını sürdürdüğünü kaydeden Başkan Erdem, kaçak yapılaşmayı şöyle değerlendirdi: “Kaçak yapı demek bizim tanımımızla öncelikle mühendislik hizmeti almamış güvensiz alanlar ve içinde yaşayan her bir vatandaşımız için de adeta birer tabut demektir. Üzülerek belirtmek isterim ki Bursa’da kaçak inşaat kültürü oluşmuştur. Kaçak inşaat yapmanın dayanılmaz cazibesi maalesef vatandaşlarımızı yanlış uygulamalara sevk etmektedir. Hepinizin malumu üzerine çok uzun yıllardır siyasi kaygılarla kaçak yapılaşmaya göz yumulmuş, dönem dönem de çıkartılan imar aflarıyla vatandaş adeta kaçak yapı yapmaya teşvik edilmiştir. Zira bugüne kadar yapılan kaçak yapılar, yapanın yanına kâr kalmıştır. Günümüzde ve Bursa özelinde konutların yanında ayrıca kaçak sanayileşme sorunu da vardır. Bunların yanı sıra bir de insanların deprem korkuları istismar edilerek ya da doğayla buluşma tutkuları bahane edilerek turizm adı altında yeni bir kaçak yapılaşma modeli ortaya çıkmıştır. Bunlar yetmiyormuş gibi bir de Bursa’mızda hukuksuz kaçak konut ruhsatları ve kaçak imar afları ile uğraşıyoruz. Plansız sanayileşme ve imar uygulamaları sonucunda ve üzerine bir de artan plansız nüfusla beraber Bursa her geçen gün yaşanamaz bir şehir olma yolunda ilerlemektedir. Belediyelerimizin kaçak yapılaşmayla mücadelesindeki engellerin sebepleri mutlaka sorgulanarak acil çözümler üretilmesi gerekmektedir. Bu sebeple diyoruz ki artık Bursa bu hukuksuzluğu kaldırmamakta, acilen hukuka uygun planlamalara ve projelere dönerek hukuksuzluğa dur demelidir. Ne yazık ki şehrimiz 81 ilin en hırpalanmış şehridir. Kentimizde maalesef kaçak yapı kültürü oluşmuştur. Bu noktada bataklıktaki sinekler ile değil bataklığın kendisini kurutmak ile ilgili kafa yormamız gerektiği açıktır. Merkezi ve yerel yönetimler sorunu oluşturan nedenleri ortandan kaldırırsa sonuçlar da doğrudan ortadan kalkacaktır. Bursa’yı kaçak yapı cenneti haline getiren anlayışla neden kentimiz mücadele edemiyor? Yalova, Bilecik ve sanayi şehri olan Kocaeli deprem sonrası kaçak yapılaşmayı neredeyse sıfırlamışken biz neden hala 2025 yılında kaçak yapıyı konuşuyoruz. Sonuç olarak kaçak yapılaşma ile mücadeledeki çalışmamızda belirttiğimiz çözüm önerilerimizin işler hale gelebilmesi için ilk önce; Ülkemizde ve kentimizde kaçak yapılaşma sorunu, merkezi ve yerel yönetimlerce siyaset üstü bir yaklaşımla değerlendirilmelidir. Yani kaçak inşaat yapan kişi, kurum ve kuruluşlar bu suçun cezasını mutlaka ödeyeceğini bilmelidir. Bu cezalar da mutlak suretle caydırıcı olmalı ve uygulanmalıdır. Neyi kastettiğimizi bir örnekle açmak gerekirse, belediyelerimizin kaçak yapılarda vatandaşlarımızı maddi olarak cezalandıramadığını biliyor muydunuz? Ülkemizde kaçak yapılaşmanın herhangi bir parasal cezai karşılığı maalesef yoktur. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. Maddesine göre kaçak yapılara belediye encümenince kaçak inşaat cezaları verilmektedir. Aynı zamanda kaçak yapı sahipleri TCK 184. Maddesi gereğince imar kirliliğine sebep olmaktan, asliye ceza mahkemelerince yargılanıp ceza almaktadır. Bu cezaların para cezasına çevrilmesine müteakip bir suça iki ceza olmaz ilkesi gereğince belediyece verilen para cezası iptal edilmekte, ödenmiş ise de belediyelerce vatandaşa iade edilmektedir.  Bu sebeple mahkemenin verdiği para cezası belediyelerimizin kestiği para cezasının çok çok altında olduğundan kaçak yapı yapan vatandaş mahkeme sonucunu bekleyerek belediyenin kesmiş olduğu cezayı dikkate almamaktadır ve böylelikle belediyelerin kaçak yapılaşma ile mücadelesi caydırıcı olmaktan çıkmaktadır.” Nilüfer’de Çözüm Teknik Ve Bilimsel Olmaktan Çıkmıştır Nilüfer İlçesi’nde yeni yapılaşmalarda yaşanan sorunlara değinen İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, “Nilüfer’de planlı arsalar üzerine yapılan ruhsatlı ancak olması gereken emsalin kat be kat fazlası yapılarak yükselen inşaatların varlığı hepimizin malumu. Bu imara aykırı inşaatlar kentimizde ulaşımdan altyapıya yaşanabilir şehir kültüründen uzaklaşmamızın en önemli etkenlerindendir. Hukuki olarak yapılması gereken imar planlarına aykırı yapılmış olan tüm binaların mevcut imar şartlarına uygun hale getirilmesidir. Fakat bu sorun hukuksuz uygulamalarla o kadar büyümüştür ki çözüm artık teknik ve bilimsel olmaktan çıkmış siyasal ve sosyolojik bir hale evrilmiştir. Biz İMO Bursa Şubesi olarak bu gerekçelerle diyoruz ki meslek odaları hukuka tekniğe ve bilime bağlı kalmak gibi bir sorumluluğa sahiptirler ve bu yüzden hukuki olmayan çözüm adı altında üretilen uygulamaların içerisinde bulunmayacağımızı buradan bir kez daha duyurmuş olmak istiyoruz. O yüzden diyoruz ki elbette hukuksuz talepler her zaman olacaktır. Peki kamu ne için var? Bu tarz hukuksuz taleplere dur demek için değil mi? Bir daha Bursa’mızda sosyolojik sorunlar yaşamamak için kamu kurumlarını bu tarz hukuksuz uygulamalara izin vermemeye davet ediyoruz” diye açıkladı. Tiny House, Bağ Evi, Bungalov Gibi Kaçak Yapılar Yapanın Yanına Kar Kalıyor Kaçak yapılar ile ilgili kentteki bir diğer sorunun da insanların deprem korkuları istismar edilerek ya da doğayla buluşma tutkuları bahane edilerek turizm adı altında tiny house, bağ evi, bungalov gibi kaçak tesis edilen site oluşumları ve ticari işletmeler olduğuna dikkat çeken Başkan Erdem, “Bu konuda kanun ve yönetmelikler belli olup bunların dışına taşarak yapılmış olan hukuksuz uygulamaların yetkili belediyelerimizce tespit edilip gerekli kaçak yapı işleminin bir an önce yapılması en önemli uyarımızdır. Ancak biliyoruz ki tespitler yapılmış olmasına rağmen kentimizde her konuda olduğu gibi bu konuda da yapılan yapanın yanına kâr kalmaktadır” dedi. Kaçak Yapılaşma İle Mücadele, İlk Önce Güçlünün Hukuksuz Uygulamalarından Başlayarak Olur Sanayi şehri Bursa’da kaçak sanayileşme patlaması yaşandığının altını çizen Başkan Serdar Atilla Erdem, şunları söyledi: “Kıymetli tarım arazilerimiz üzerinde ne yazık ki kâr amacıyla kurulmuş olan sanayi yapılarının önce depo diye başlayarak sonra fabrikalara dönüşen süreçleri tüm Bursa’nın gözü önünde yaşanmaktadır. Bu kadar imarlı sanayi arsamız varken, mevcut sanayi bölgelerinde halen daha doluluk tamamlanmamışken sanayi inşaatının kaçak olarak yapılıyor olması herhalde bir tek bizim şehrimize nasip olmuştur. Ayrıca mevcut OSB bölgelerinde sundurma adı altında ruhsatlı sanayi binalarına eklenti olarak, mühendislik hizmeti almadan yapılarak üretime alınan sanayi yapıları da en yaygın kaçak yapı çeşitlerinden biri olarak karşımıza çıkması düşündürücü değil midir? Yani imarsız alanlarımıza yapılan kaçak yapılaşma bir tarafa, imarlı olan alanlardaki ruhsatlı sanayi ve konutlarımızın da kaçak olmaya evrilmiş ve bunların da kabul edilir olmuş bir Bursa’da hangi kaçak yapı ile mücadeleden bahsediyoruz? Kentimizin nefes alınamaz, yaşanılamaz hale gelmesinin en önemli sebeplerinden olan kaçak yapılaşmaya yukarıda vermiş olduğumuz birkaç önemli örnekle diyoruz ki; Kentimizde kaçak yapılaşma sorunu merkezi ve yerel yönetimlerce siyaset üstü bir yaklaşımla değerlendirilmelidir. Yani kaçak inşaat yapan kişi kurum ve kuruluşlar bu suçun cezasının mutlaka ödeyeceğini bilmelidir. Bu cezalarda mutlak suretle caydırıcı olmalı ve uygulanmalıdır. Bununla ilgili mevcut sistemdeki aksaklıklar giderilmeli gerekli düzenlemeler ivedilikle yapılmalıdır. Ve kaçak yapılaşma ile mücadeleye ilk önce güçlünün hukuksuz uygulamalarından başlayarak ardından sade vatandaşın yaptığı kaçak yapılaşmaya doğru sürdürdüğümüzde vereceğimiz mücadele daha anlamlı olacaktır. Mesela Kestel Soğuksu’da imar planları onaylanmamış, mahkeme süreci devam ederken, İMO Bursa olarak kaçak yapılaşmayla mücadele etmesi gereken kurumlara “müdahale edin” başvurumuzun halen karşılık bulmuyor olması düşündürücü değil midir? Güçlünün bu hukuksuzluktaki cüretkârlığının sebebini anlamamızı kimse bizden beklemesin. O yüzden diyoruz ki ben yaptım oldu uygulamalarına karşı önce güçlünün hukuksuzluğu ile hep birlikte mücadele edelim. Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi Acilen Oluşturulmalıdır Bursa’nın huzurlu, yaşanabilir, dirençli ve ruhunu geri kazanmış olarak acilen dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Serdar Atilla Erdem, kentsel dönüşüm sorununun uzun yıllardır konuşulduğunu söyledi. Erdem, kentsel dönüşüme maalesef Bursa’da ilk düğmeyi yanlış ilikleyerek, planlama yapmadan, dönüşüme ihtiyaç olan bölgelerden değil, rantı bol olan bölgelerden başlandığını tekrar vurgulayarak yapılan yanlışları ve yapılması gerekenleri şöyle dile getirdi: “Elimizdeki veriler net olmamakla beraber ülkemizde dönüşmesi gereken yaklaşık 7 milyon konuttan bahsedebiliriz. Bursa’mız için ise riskli yapı stoğumuzun yaklaşık yüzde 65 seviyelerinde olduğu öngörülmektedir. İşte biz diyoruz ki planlamanın en önemli ayağı olan gerçek veri değerlerine ulaşmak, sağlıklı dönüşüm için en önemli konudur. Bu çerçevede ısrarla talebimiz Büyükşehir Belediyesi ve İMO Bursa Şubesi arasında yapılacak bir protokolle tüm şehrimizin yapı stoğu envanterini net bir şekilde ortaya koymaktır. Bu veriler doğrultusunda kentsel dönüşüm yol haritamızı ortaya çıkarmış olup kent anayasası için önemli bir bilimsel veriyi belirlemiş olacağız. Öncelikle kentsel dönüşüm strateji belgesi ivedilikle hazırlanmalı, kentsel dönüşüm uygulanacak bölgelerde bütüncül planlama ilkeleri her bölge için aynı değil bölgenin özelliklerine göre esnetilerek uygulanması sağlanmalıdır. Tam yeri gelmişken devletimize de buradan önemli bir çağrıda bulunmak istiyorum. Mevcut işleyiş ile kentsel dönüşümü gerçekleştirmek mümkün değildir. Bu noktada vatandaş ve devlet taşın altına elini koymadığı sürece sadece rantın olduğu bölgeler yenilenir hepsi o kadar. Bu çerçevede 7 milyon dönüşmesi gereken konuttan bahsedilirken bu dönüşümün sadece kamu eliyle yapılması hayalcilikten öteye geçemez. O halde ne yapmak lazım? Özel iştirakleri de kentsel dönüşüme dahil etmenin matematiğini ortaya koymalıyız. Yapılması gereken bir miktar kamunun emsal artışı sağlaması, vatandaşın bir miktar bedel ödemesi veya mevcut alandan bir miktar feragat etmesiyle taşın altına elini koyarak ve devletin de bir miktar hibe veya faizsiz kredi ile katkı koyarak kentsel dönüşümü desteklemesi gerekmektedir. Bu üçlü sac ayağı uyumlu bir şekilde sürdürülebilir çalıştırıldığında şehrimizin huzurlu, yaşanabilir, dirençli ve ruhunu yeniden geri kazanmış dönüşümü gerçekleşmiş olacaktır. Burada vatandaşı bilinçlendirmek başta kamu olmak üzere hem biz meslek odaları hem de siz değerli basın mensuplarının sorumluluğudur. Bu sebeple bizler aynı dili konuşmalı, kentsel dönüşümü sağlayacağız değil vatandaşa kentsel dönüşümü birlikte başaracağız söylemi üzerinden harekete geçilmelidir. Bunu neden söylüyoruz, aracınızı yenilerken nasıl bir bedel ödüyorsanız evinizi yenilerken de bir bedel ödenmelidir elbette. Sadece emsal artışı ile konuyu çözmeye çalıştığınızda gökyüzünü kapatan, yoğunlaşmış, altyapı yetersizliklerine neden olan, ulaşımın kilitlendiği, sağlıksız bir kent inşa etmiş oluyorsunuz. İşte bu noktada devletimizin de çözüm üretmesi ve imkânı olmayan vatandaşlara kolaylık sağlayacak yaklaşımlarda bulunması gerekmektedir. Tanıtımlar ile kentsel dönüşümün bedelsiz olamayacağı ya üzerine fark ödeyerek ya da mevcut alandan fedakârlık ederek dönüşümden istifade etmesi gerektiği doğru bir şekilde anlatılmalıdır. Bu gerekçelerle kentsel dönüşüm acilen, parsel bazlı değil bütüncül bir yaklaşımla kriterleri şeffaf bir şekilde, ortak akılla tüm şehir için aynı olacak şekilde belirlenerek planlanmalı ve uygulamaya geçilmelidir.” Yapı Stoğu Envanteri Çıkartılarak Mikro Bölgeleme Tamamlanmalı Kentsel Dönüşüm Çalıştayı’nın verilerini hazırlayarak duyuracaklarını açıklayan İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, Kentsel Dönüşüm Komitesinin hazırlamış olduğu yöntemler ve çözümler şu şekilde açıkladı: 1) 2025 yılı içerisinde yapı stoğu envanteri çıkartılarak binaların depreme karşı nasıl davranacağı net bir şekilde ortaya çıkarılmalıdır. Bunu gerçekleştirmek için BBB ile İMO Bursa Şubesi şehrimizin yapı stoğu envanterini çıkarmak adına protokol yaparak harekete geçmelidir. BBB’nin JICA ile yapmış olduğu çalışma çok kıymetli olup bir an önce bu çalışmadaki mikro bölgeleme çalışmaları tamamlanıp yukarıda bahsettiğimiz çalışma ile gerçek anlamda tamamlanmış olacaktır. Bina yapı stoğu envanteri Bursa’nın tamamında çıkartıldığı, kentsel dönüşümde riskli bölge sınıflaması yapılmalı, kentsel dönüşüm strateji belgesi oluşturulmalıdır. Kentsel dönüşüme hangi mahalle hangi bölgeden başlanacağının yol haritası belirlenmelidir. Bursa’yı aynı anda kentsel dönüşüme sokmak süreci çıkmaz hale getirmektedir. Bu sebeple yapı stoğu envanter çalışmasına göre oluşacak risk sıralamasına göre kentsel dönüşüm eylem planı en riskli bölgelerden başlayıp bölge bölge, kamu ve özel sektör elbirliği ile dönüşümü yapması sağlanmalıdır. 2) Kentsel dönüşüme ada veya parsel bazlı dönüşüm yerine bütüncül kentsel dönüşüm planlaması yapılmalıdır. Kriterler şeffaf bir şekilde adil olarak özel sektörü içine dahil edecek bir model oluşturularak planlanmalıdır. 3) Kentsel dönüşüm uygulamalarının önünü açmak için yeni yapılaşma alanları ile yoğunluğu olan yapılaşmış bölgelerin birbirinden ayrılması gerekmektedir. Bu sebeple kentsel dönüşüm uygulanacak bölgelerde bütüncül planlama ilkeleri her bölge için aynı değil bölgenin özelliklerine göre esnetilerek uygulanması sağlanmalıdır. Bu çalışma için bakanlık ile ortak çalışmalar yürütülmelidir. İlgili meslek odaları bu süreçte dirençli Bursa için sorumluluk almalıdır. BBB’nin kurduğu danışma kurullarında bahsettiğimiz planlama ilkeleri etap etap dönüşümün önünü açacak şekilde belirlenerek tüm danışma kurulları üyeleri tarafından imza altına alınmalı ve bu kriterler belediye meclisinden geçirilerek bakanlık onayları alınması için tüm çalışmalar elbirliği ile yürütülmelidir. 4) Şu an kentsel dönüşümün önündeki en önemli sorun vatandaştaki yanlış dönüşüm bilincidir. Bu sebeple vatandaşın elini taşın altına koyması gerektiği bilinci oluşturulabilmesi için kamuyu farkındalık çalışmaları tüm paydaşlar tarafından ortak bir şekilde gerçekleştirilmelidir. 5) Yoğunluğu yüksek olan mevcut yapılaşmış bölgelerde rezerv alan oluşturulmadan dönüşüm imkansızdır. Bu sebeple BBB kent anayasası içerisinde sadece kentsel dönüşümde ihtiyaç olan rezerv alan oluşturmak adına şehir merkezinde kalmış, depremsellik açısından risk taşıyan atıl, çöküntü haline gelmiş sanayi ve konut bölgelerinin boşaltılıp taşınması için yeni imar alanları oluşturulabilir. Mesela sanayi arsa üretim talepleri mevcut sanayi bölgeleri tam olarak dolmadan istenmesini iyi niyetli bir yaklaşım olarak kabul etmemiz mümkün değildir. Ancak kent anayasası içerisinde tarım alanlarımız, su kaynaklarımız ve ulaşımı sıkıntıya sokmayacak yeni sanayi alanları şeffaf bir şekilde belirlenip, bunlar sadece kent içerisinde kalan, deprem riski barındıran, âtıl duruma gelmiş sanayi bölgelerinin merkezden uzaklaştırılıp taşınması için açılmalıdır. Ve bu uygulama sonucunda kent içinde boşalan sanayi bölgeleri kentsel dönüşüm için rezerv alan olarak değerlendirilmesi en önemli önerilerimizdendir. 6) Kentsel dönüşüm sadece riskli binaların yıkılıp yeniden yapılması ile değil, binaların güçlendirilmesi de bir kentsel dönüşüm metodu olarak dikkate alınmalıdır. Ayrıca deprem riski taşıyan mevcut yapıların yerinde dönüşümünün önünün açılması için yapıldığı dönemdeki imar haklarının korunması adına tüm hukuki çalışmalar yapılmalıdır. Açıklamam gerekirse eski imar planına göre yapılmış eski binanın yıkılıp yeni plana göre yapılmasında hak kayıpları olmaktadır. Eğer vatandaş kendi gücü ile hiçbir ekstra emsal artışı istemeden mevcut binasının aynı plan ve ölçülerde yeniden yapmayı talep ediyorsa bunun önünü neden tıkayalım? Çöküntü alanlarının rehabilite edildiği yaşanabilir, ulaşım sorunu çözülmüş, şehrimizin ruhunu geri kazandıracağımız planlamalar ile hayata geçirilmesi önemlidir. Bu çerçevede kaybolmaya yüz tutmuş tarih yapılarımızın yeniden geri kazandırılması sağlanmalıdır. Mesela hanlar bölgesi ve hisar bölgesinde olduğu gibi. 7) Kent anayasası yapılmadan makro projeler için Bursa’da bir çivi dahil çakılmasına müsaade etmeyeceğimizi her platformda söyledik. Elbette Kentsel Dönüşüm Planlaması yukarıda bahsettiğimiz çözümler ışığında kent anayasasında yapılmalıdır. Fakat şehrimizin her an deprem tehlikesi altında olduğunu düşündüğümüzde kentsel dönüşüm projelerimize pozitif ayrımcılık yapıp kent anayasasını beklemeden elde var olan haklar kentsel dönüşüm ve yasası yönetmeliğinde tanımlanan imar kurallarına aykırı olmadan yapılması kırmızı çizgimizdir. Kentsel dönüşüm gerekçe gösterilerek imar haklarını ve yoğunluklarının çizgileri dışına taşmaması en önemli uyarımızdır. İMO Bursa Şubesi’nin 94’ten bugüne Bursa’nın vicdanı, teminatı olmak adına tüm gücü ile çalışmalarını sürdürdüğünün altını bir kez daha çizen Erdem, Yönetim Kurulu olarak bu dönemde de kent sorunlarını bir plan dahilinde ele alıp neden sonuç ve çözüm önerilerini basın mensupları ve kamuoyu ile paylaşmayı sürdüreceklerini dile getirdi. Başkan Erdem, konuşmanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

İMO Bursa'dan Soğuksu Depolama Alanına itiraz Haber

İMO Bursa'dan Soğuksu Depolama Alanına itiraz

İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu, Şube Konferans Salonu’nda basın mensupları ve üyeleri ile bir araya gelerek Kestel Soğuksu ve Seymen mahallerinde yapılan Sanayi ve Depolama Alanı’na itirazlarını dile getirdi. Planları Bursa’nın menfaatleri açısından son derece önemli gördüklerini belirten İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, süreci şu şekilde aktardı: “Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ülke ekonomisine katkı sağlayacak, organize sanayi alanlarının geliştirilmesine yönelik hedef doğrultusunda Bursa ili, Kestel ilçesi, Soğuksu ve Seymen Mahalleleri Sanayi Alanına ilişkin hazırlanan "Sanayi ve Depolama Alanı" amaçlı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği, 1/5000 ölçekli Nazım ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planlarının, ilk olarak 16.11.2023 tarihinde Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından askıya çıkarılmış olup sonrasında eksiklikleri sebebi ile 29.11.2023 tarihinde Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından askıdan indirilmiştir. Söz konusu imar planları; 22.04.2024 tarihinde incelenip tartışılmadan, büyük bir acele ile aynı şekilde tekrar askıya çıkarılmıştır. Bizlerin görevde olmadığı dönemde ilk olarak askıya çıkan bu planlar için başta siyasi parti temsilcileri olmak üzere hiçbir sivil toplum kuruluşunun ve şehrimizde yaşayan bizlerin, ne resmi olarak ne de kamuoyu önünde tek bir itirazının olmaması düşündürücüdür. Bizlerin İMO Bursa Şubesinde göreve gelmemizden sonra söz konusu plan 22.04.2024 tarihinde yeniden askıya çıkmıştır. İlk askıya çıkış tarihinde görevde olmamamıza rağmen Bursamızın meseleleri ile dertlenmiş olan bizler ilk günden itibaren takipte olduğumuz konu olan planlar yeniden askıya çıkarçıkmaz yüksek sesle yaptığımız itirazımız sonucu kamuoyunun hassasiyetini yükseltmiş olması bizleri oldukça memnun etmiştir. Hatırlatmak isteriz ki Çevre Düzeni Planları, kanun ve yönetmeliklerle tarif edilirken; o ilin, o bölgenin anayasası niteliğinde olduğu ve bu anayasa yapılırken tüm Bakanlıkların ve Bakanlıklara bağlı İl Müdürlüklerinin ilde/bölgede yer alan tüm meslek örgütleri ile sivil toplum örgütlerinin ve tüm il halkı ile çalıştaylar düzenleyip fikirleri ve görüşlerinin alınması gerekmekte olduğu belirtilmektedir. Ayrıca Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde Çevre Düzeni Planı'nda değişiklik yapılabilmesi için; "Çevre Düzeni Planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir.” ibaresi yer almaktadır. Buradan yola çıkarak 2020 yılı Bursa 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın amacına, hedefine, koruma ve geliştirme ilkelerine aykırı olarak, öncelikle Bursa’nın anayasası yapılmadan, tüm kurumlar ve STK’ları içinde olmadan, şeffaflığın hiçe sayılarak gerçekleştirilen bu düzenlemeye itiraz ederek hazırladığımız itiraz dilekçemizi Çevre Şehir ve İklim Değişikliği Bursa İl Müdürlüğü’ne sunmuş bulunmaktayız.” Şeffaf ve Katılımcı Bursa Anayasasının Yazılmasıdır Bursa için planlamanın önemine değinen Yönetim Kurulu Başkanı Erdem şunları söyledi: “Sürdürülebilir ve sağlıklı bir kentin tesisi için kısa vadeli ve günlük ihtiyaçların ötesinde bir vizyon ile kararların alınması son derece önemlidir. Bu nedenle Bursa’nın vizyonu elbette tarım, tarih, turizm, ticaret ve mutlaka gerçek teknolojik sanayi olmalıdır. En önemli önceliği ise vizyoner bir yaklaşımla Büyükşehir belediyesinin önderliğinde tüm belediye, ilgili kurum ve meslek odalarının dahil olduğu, şeffaf ve katılımcı Bursa anayasasının yazılmasıdır. Bu çerçevede onaylanan bu planın teknik ve bilimsel gerekçeler dikkate alınmadan, fizibilite ve değerlendirmeler göz önünde bulundurulmadan yapıldığı aşikardır. Teknik ve bilimsel gerekçeler dikkate alınarak yapıldığı takdirde söz konusu alanın tarımsal kullanımı sonucunda ülke ekonomisine katkısı ile sanayi alanı yapıldığı takdirde ülke ekonomisine katkısı ölçülmelidir. Gerekli destek sunulursa Bursa’mız tarımla, hayvancılıkla ve turizm ile de ülke ekonomisine en az sanayi alanları kadar katkı sağlayacaktır. Bugüne refah getirmek adına gelecek nesilleri zora sokacak kararlar verilmemelidir. Geleceğe soluyacak hava, içilecek su, üstünde meyve, sebze yetişir toprak bırakmak boynumuzun borcudur. Bu sebeple gerekli incelemeler ve araştırmalar yapılmadan “ülke ekonomisine katkı” gerekçesiyle tarım alanlarını imara ve sanayileşmeye açma gayretinden ivedilikle vazgeçilmesini ve alınacak kararlarda Bursa kentinin, Bursa halkının ve özellikle gelecek nesillerin menfaatlerinin göz önünde bulundurulmasını talep ediyoruz. Ve diyoruz ki biz sanayiye ve sanayiciye asla karşı değiliz. Ancak kentimizi derinden etkileyecek bu tarz önemli planlamaların Bursa anayasası içerisinde çözümlenmesi kırmızı çizgimizdir.” “Ben Yaptım Oldu”lardan Rahatsızız ‘Üyelerimize ve şehrimize karşı kamu yararını korumak biz İMO Bursa Şubesi’nin asli görevidir’ diyen Başkan Erdem, “Bursa ovasının bu hale gelmesinde bu olayda olduğu gibi hiçbir sivil toplum kuruluşunun diğerinden daha az sorumluluğu yoktur. Üstüne basarak vurgulamak isterim ki İMO Bursa Şubesi, sadece Kestel Soğuksu’da planlanan sanayi bölgesi değil, Bursa anayasası delinerek yapılmaya çalışılan tüm planlamalara ve Nilüfer Alaaddinbey, Ürünlü ve diğer bölgelerdeki gibi kaçak sanayileşme ve yapılaşmanın önünü açan, ben yaptım oldu yaklaşımlarına karşı mücadele etmekten ve her türlü girişimde bulunmaktan asla geri durmayacaktır. Biz bu konuya siyaset üstü bakarak, Bursa anayasasının içerisinde çözümlenmesi gerektiğine inanıyor, siyasi çekişmelere ve rekabete kurban edilmesini asla arzulamıyoruz. Bu bakış açısıyla iktidarı ve muhalefeti ile siyasi yapıların büyük çoğunluğunun belediyelerimiz başta olmak üzere tüm ilgili kurumların ve meslek odası üyelerimizin “ben yaptım oldu”lardan oldukça rahatsız oldukları aşikardır. O yüzdendir ki bu konunun Bursa anayasası içinde çözümlenmesi gerekliliği konusundaki itirazımıza yukarıda belirttiğimiz ilgili tüm tarafların destek vereceğinden şüphemiz yoktur” diyerek sözlerini sonlandırdı. Erdem, konuşmanın ardından Bursa ve Kestel Soğuksu – Seymen mahallelerindeki sanayi alanları ve planlarla ilgili sunum gerçekleştirdi.

Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
logo
Söz Bursa En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.