SON DAKİKA
Hava Durumu

#Devlet Bahçeli

Söz Bursa - Devlet Bahçeli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Devlet Bahçeli haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bahçeli: "CHP’nin sorunu yine CHP’dir" Haber

Bahçeli: "CHP’nin sorunu yine CHP’dir"

Bahçeli, Ramazan Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Bahçeli mesajında, "Mübarek Ramazan ayını müteakiben müşerref ve müyesser olduğumuz bayram günlerine ulaşmanın bir yanda bahtiyarlığını, diğer yanda burukluğunu yaşıyoruz. Burukluğunu yaşıyoruz çünkü başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtuluş olan on bir ayın sultanı mübarek Ramazan ayını geride bırakıyoruz. Allah’tan niyazım tekrarına eriştirmesidir. Ramazan Bayramı, oruç ibadetinin, daha yerinde bir anlatımla Şehr-i Ramazan’ın maddi ve manevi mükâfatıdır" ifadelerine yer verdi. Mesajında yasa dışı kanlı silahların gömülüp demokratik siyasetin görüş menzilini tayin ve tarif ettiği bir Türkiye’nin hızına ve yükseliş hırsına muadil ve muhatap hiçbir ülkenin yetişemeyeceğini ifade eden Bahçeli, "Merhum düşünürümüz Ziya Gökalp’in ifadesiyle, ümitsizlik baykuşu hiçbir insanımızın gönlüne yuva yapamayacaktır. Bayram günlerinin mehabet, merhamet ve memnuniyet iklimiyle terörsüz Türkiye mefhumunun mehtabı, membaı, sosyal ve psikolojik mekanizması inşallah terekküp edecektir. Niyetimiz halis olduğundan nihai kısmetimiz de hayır olacaktır. Hiçbir tuzak, hiçbir kumpas, hiçbir komplo, hiçbir kumandalı tertip kararlılığımızı sekteye uğratamayacaktır. Elbette terörsüz Türkiye gaye ve gayretinden ürken, korkulu rüyalar gören iç ve dış mihraklar vardır ve bu mayası lekeli güruh son günlerde iyice ayyuka çıkmıştır. Barış, demokrasi ve kardeşlik azmimizi hazmedemeyen, bununla da kalmayıp tarihsel nitelikli gelişmeleri baltalamak ve budamak maksadıyla organize eylem halinde bulunanlar pisliğe konan sinekler gibi ortalığa üşüşmüşlerdir" dedi. "CUMHURİYET HALK PARTİSİ MAALESEF TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NE KARŞI ŞER VE ŞİDDET CEPHESİ AÇMIŞTIR" Terörsüz Türkiye amaç ve arzusunu bulandırmak, hatta belini kırmak için beşinci kol faaliyetinin dış bağlantılı şekilde devrede olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Nitekim Rusya ile Ukrayna arasında barış umutlarının yeşerdiği, Suriye Arap Cumhuriyeti’nde tecelli eden pozitif gündem ile siyasi istikrar özlemlerine etap etap erişildiği, aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel ve küresel alanda sözü geçen, saygınlığı ve caydırıcılığı yükselen üst bir seviyeye geldiği bir dönemde hukuki bir mesele sokak ve boykot girdabına çekilmiş, iç asayiş ve huzur atmosferi zehirlenmek istenmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi maalesef Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı şer ve şiddet cephesi açmıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası adeta yağma malına çevrilmiştir. Dış aleminde sade, iç aleminde zengin; aynı şekilde mütedeyyin, muhterem, milli ve manevi hassasiyetleri minare gibi dimdik yükselen her vatandaşımız ülkemize yapılan saldırı ve sabotajları görmüş, melanet oyunları okumuştur" ifadelerine yer verdi. "TÜRKİYE’Yİ SOKAKLARA SIKIŞTIRMAK VE NEFES ALAMAZ HALE GETİRMEK AMACIYLA DIŞARIDAN TAZYİKLİ FAŞİZAN BİR KALKIŞMA YAŞANMIŞTIR" Mesajında hukuki bir davayı çarpıtarak sandıkla kutuplaştırmanın aymazlıktan öte art niyetlilik olduğunu dile getiren Bahçeli, "İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde tuz kokmuş; yolsuzluk, rüşvet ve hırsızlık iddiaları şüyu vukuundan beter sözünü akıllara düşürmüştür. 19 Mart 2025 ile 23 Mart 2025 tarihleri arasında Türkiye’yi sokaklara sıkıştırmak ve nefes alamaz hale getirmek amacıyla dışarıdan tazyikli faşizan bir kalkışma yaşanmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi; yan kesicilerin, yol kesenlerin, haram yiyenlerin, şehremini vazifesini cebini ve banka hesaplarını doldurmak suretiyle çiğneyenlerin eline ve siyasi emellerine hapsolmuştur. Bu skandal ve kanun dışı yolsuzluk bataklığının kurutulması, fail ve mücrimlerden hesap sorulması, hukuk devletinin ikamesi ve ihmali olamayacak bir sorumluluğudur. Türkiye Cumhuriyeti’nde üstün olan hukuktur" ifadelerini kullandı. "CHP GENEL BAŞKANI VE KAOS SEVER YANDAŞLARININ GÜNLERCE SARAÇHANE’DE TEPİŞMELERİ İLKESİZ VE İFFETSİZ BİR ZORBALIKTIR" İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve yolsuzluk iddialarının merkezinde bulunan 50’ye yakın kişinin tutuklandığını hatırlatan Bahçeli, "Demokrasi ile hukuku çatıştırmak, ihanetle milli iradeyi örtmeye çalışmak, seçilmiş bahanesiyle çok ciddi suçlamaların odağında yer alan şahısları haksızca aklamaya ve arkalamaya çabalamak anarşiye ve asayişsizliğe kati hizmettir. Böylesi bir mesnet ve mezuniyet hiç kimseye verilmemiş, üstelik de verilemeyecektir. Soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin seri şekilde ikmali yapılarak; kim suçlu, kim suçsuz tefrik ve temin edilmelidir. Hukuk herkese lazımdır. Hukuka karşı çıkmak, hukuk insanlarını aşağılamak, adalet terazisini tartışmaya açmak, devletin egemenlik haklarına, milletin varoluş haysiyetine örtülü operasyondur. Bu menfur operasyonun ezcümle muhassalası Türkiye’yi ateşe atmaktır. CHP Genel Başkanı ve kaos sever yandaşlarının günlerce Saraçhane’de tepişmeleri, yaygın ve yoğun kriz sarmalı oluşturarak toplumsal bünyeye teşmil gayretleri hiçbir demokratik ve medeni ülkede görülmemiş ilkesiz ve iffetsiz bir zorbalıktır" açıklamasında bulundu. Türkiye’de hak arayışlarının yolunun belli ve herkese açık olduğunu kaydeden Bahçeli, "Sözde de olsa demokrasi, hukuk ve özgürlük müdafaası yaptıklarını ileri süren, nefret ve öfkelerine rehin düşen, aynı zamanda sokaklara dökülerek devletin güvenlik güçlerine asit, taş, balta, molotof kokteyli, sapan, havai fişekle saldıran müfrit ve müfsit yığının esas derdi başkadır ve bu husus netleşmiştir. Şehzadebaşı Camii ile birlikte haziresine yapılan edepsiz muameleler, hakaret ve küfürlerle sağa sola sataşmalar, Saraçhane’de oynanan oyunların hangi amaçlara matuf olduğunun açık karinesi değilse acaba nedir? CHP Genel Başkanı’nın sokak daveti, boykot çağrısı, yıkın geçin mesajları kalabalığın gazına gelen bir siyasetçinin pespaye ve pejmürde halinden ziyade bilinçli, sistemli ve milletin sinir uçlarını zedeleyici anti demokratik kalkışma denemesi ve testidir. Bilhassa yerli ve milli firmalarla bazı medya kuruluşlarının boykot edilmesiyle ilgili telkin ve telaffuzu Özgür Özel’in zıvanadan çıktığının aleni işaretidir. CHP’nin başını çektiği karanlık protestolar demokratik nitelikten daha çok despotik, değersiz, dengesiz ve son derece tehdit içeriklidir" dedi. "CHP’NİN SORUNU YİNE CHP’DİR" Son dönemdeki protestolar ve eylemlerle Gezi Parkı olaylarında olduğu ve yaşandığı üzere Türkiye ekonomisinin hedef alındığını ifade eden Bahçeli, mesajına şöyle devam etti: "12 farklı örgüt CHP’nin kanatları altına sığınarak sokak aralarında zehir ve zillet saçmıştır. Maskeli şehir eşkıyaları sahneye çıkmıştır. Hırsızlık ve yolsuzluğun araştırılıp gerçeklerin gün yüzüne çıkarılmasına destek ve yardım gerekiyorken, düşmanca tavır ve tutumlar demokratik gösteri kamuflajıyla Türkiye’mizi meşgul etmiş, milletimizi endişelendirmiştir. Ülkemizin itibarı, demokrasi ve hukuk güvenliği hedef yapılmıştır. Üniversiteler karıştırılmak istenmiştir. Boykot ile işgalin aynı uçuruma açıldığı bilinen bir gerçektir. Kaldı ki merhum İsmet İnönü’nün 'Boykot da bir, işgal de bir' sözü milli hafızalardadır. CHP’nin gizil ve gizli hesabı iktidarı sokakla devirmek, 15 Temmuz’a benzer şekilde işgal girişimlerinin fitilini tutuşturmaktır. CHP’lilerin birbirini sattığı, birbirinin kuyusunu kazdığı, altı ok suretli itirafçıların parti içinde rakip gördüğü kimselerin kirli çamaşırlarını döktüğü biliniyorken, bir hukuki meseleyi saptırmak, asıl anlam dairesinden koparmak masum ve makul bir tercih olarak değerlendirilemeyecektir. Hiziplerin savaşından yolsuzluk damarının patladığı ortadadır. CHP’nin sorunu yine CHP’dir." CHP Genel Başkanı’nın yabancı ülkelere Türkiye’yi şikayet etmesi, ekonomi yönetimini kötülemesi, terk edilmişlik nevrozuyla İngiltere’den aman dileyecek karanlık bir çukura düşmesinin manda ve himaye anlayışının hala canlı bir hücre olarak varlığını gösterdiğini belirten Bahçeli, "Öyle ki testide olan ne varsa dışarı sızdırmıştır. Özgür Özel’in nasıl bir çürümüşlüğün pençesine düştüğü berrak olarak anlaşılmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kapsayan adli süreç turnusol kağıdı gibi CHP yönetiminin gerçek yüzünü, kemiksiz ve kifayetsiz duruşunu deşifre etmiştir. Aziz Atatürk’ün onurlu çizgisini karalayarak küresel emperyalizme bağlantı tüneli kazan, el avuç açan CHP zihniyeti tarihi ve siyasi miadını çok kötü bir sonla doldurmuştur. Mandacı CHP teklemiş, tökezlemiş, tükenmiş; dahası müflisliği, müsrifliği ve müstemleke siyaseti birbiri ardına teşekkül eden rezaletler seremonisinin ışıkları altında belgelenmiştir" ifadelerine yer verdi. "DEM EŞ GENEL BAŞKANI TUNCER BAKIRHAN’IN SAĞDUYU VE SOĞUKKANLI AÇIKLAMALARI DEĞERLİ VE TAKDİRE ŞAYANDIR" CHP’nin suyu bulandırma teşebbüslerinin başarısız kalmaya mahkum olup, yırtıklarını yamamaya yetmeyeceğini belirten Bahçeli, mesajına şöyle devam etti: "DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın sağduyu ve soğukkanlı açıklamaları, 'Biz CHP’nin eylemci kitlesi değiliz' sözleri değerli ve takdire şayandır. Cumhur İttifakı, Türk ve Türkiye Yüzyılı ülküsüne sahip çıkacak; milli onuru, millet varlığını, istiklal ve istikbal vakarını sonuna kadar müdafaa edecektir. Şuurlu hürriyetperver, uyanık vatansever her vatandaşımız kaos tacirlerinin karşısındadır. Türk gençliğini sokağa dökmek için fırsat kollayanlara, Türk gençliğinin arkasına saklanıp ülkemiz ve milletimiz üzerinde ucuz ve uçuk hesap yapanlara elbette fırsat verilmeyecek, buna en başta geleceğimizin güvenceleri göz yummayacaktır. CHP’nin mandacı azınlığın fiili kayyumuyla daha fazla yol alması mümkün değildir."

Bahçeli'den CHP'ye çağrı: "Sonu karanlık eylemlere derhal son verin" Haber

Bahçeli'den CHP'ye çağrı: "Sonu karanlık eylemlere derhal son verin"

21 Mart günü kutlanacak Nevruz ile ilgili yazılı açıklama yapan Devlet Bahçeli, "Türk milleti 21 Mart’ta yakılacak, ortak tarih ve kültürümüzün zenginliğiyle yayılacak Nevruz ateşi etrafında kenetlenip el ele vererek barış ve kardeşlik bağlarını daha da güçlendirecektir" ifadelerini kullandı. Nevruz’un milli birliğin zaman ve zemine sığmayan nişanesi olduğunu söylene Bahçeli, "Nevruz Bayramı, sadece uyanan baharın müjdesi olarak kalmayıp, milli varlığımızın, milli kimliğimizin, kökü derinlere tutunan milli birliğimizin zaman ve zemine sığmayan nişanesidir. Mübarek Ramazan ayının manevi ikliminde canlanan doğaya eşzamanlı olarak hedef ve heyecanlarımız takviye edilmeli, huzur, refah, esenlik, güvenlik ve yaşama sevincimiz çok daha ileri bir aşamaya tahkimat yaparak ilerleyiş kaydetmelidir" açıklamasında bulundu. "NEVRUZ BAYRAMI, BEREKET VE BİRLİĞİN SİMGESİ, SEVGİ VE HÜRMETİN SİPERİDİR" Nevruz’a Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aktif katılımının değerli bir adım olduğuna dikkati çeken Bahçeli, şunları kaydetti: "Nevruz Bayramı, bereket ve birliğin simgesi, sevgi ve hürmetin siperidir. Bu bayram asırlar boyunca Türk milletinin ruhunda, şuurunda ve vicdanında taşıdığı ve doğanın kabuk değiştirip renk cümbüşüyle göz kamaştırdığı müstesna bir doğuşun, müessir bir doğruluşun bir tarih ve talih eşiğidir. Yarınki Nevruz kutlamalarına Sayın Cumhurbaşkanımızın aktif katılımı ise ülkemizin içinden geçtiği hassas dönem dikkate alındığında hem anlamlı hem de değerli bir adım olacaktır. Beklentim ve temennim odur ki, terörsüz Türkiye amaç ve azmi bu yılki Nevruz Bayramı’na mühür vurmalı, doğudan batıya, kuzeyden güneye muazzam beşeri cevher olan Türk milleti ailesi tek yürek halinde geleceğine ve geçmişin kutlu emanetlerine ortaklaşa sahip çıkmalıdır." "BÖLÜCÜ TERÖR ÖRGÜTÜNÜN DERHAL KARAR ALMASI GEREKMEKTEDİR" Terör örgütünün 27 Şubat İmralı çağrısının gecikmemesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, "Bu kapsamda bölücü terör örgütü PKK, 27 Şubat İmralı çağrısının gecikmemesi ve aziz milletimizin yoğunlaşan arzusunun boşa düşmemesi maksadıyla bir an evvel kongresini toplayarak fesih kararı almalı, nihayet silahları bırakarak Türkiye Cumhuriyeti’ne teslim etmelidir. Fesih kararının sürüncemede bırakılması hiç beklenmedik komplikasyonlara, hiç tahmin edilmedik komplolara ve karmaşık provokasyonlara sahne olabilecektir. Bölücü terör örgütünün derhal karar alması gerekmektedir" açıklamasında bulundu. PKK’nın 4 Mayıs 2025 tarihinde kendini feshetmesi gerektiğini değinen Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Bizim tasavvur ve teklifimiz Hıdırellez’in arifesinde, mesela 4 Mayıs 2025 Pazar günü Muş’un Malazgirt ilçesinde DEM Partili belediye başkanının destek, katkı ve yardımıyla PKK’nın kongresini toplayarak fesih tartışmalarına son noktayı koyması ve bu işi bitirmesidir. Terörsüz Türkiye gayesinde tavsama ve tehir pişmiş aşa su katmaktan, bunca gösterilen fedakârlıkların heba olmasından başka bir manaya gelmeyecektir. Nevruz Bayramı’nın mehabet ve muhabbet havası Hıdırellez’in güzellikleriyle pekişmeli, bununla mündemiç olmak üzere terör sorunu tamamıyla ortadan kaldırılmalıdır." Terörsüz Türkiye hedefine ilerlerken CHP’nin başı çektiği tehlikeli ortamın genişletilmek istendiğini söyleyen Bahçeli, "Terörsüz Türkiye hedefi istikametinde güçlü ve güven uyandıran hamleler yapılıyorken, CHP’nin başını çektiği tehlikeli ortam günbegün genişletilmek istenmektedir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na çöreklenen CHP markalı çıkar ve soygun ittifakının kirli çamaşırları birer birer deşifre edildikçe gündemi meşgul eden mevzu bahis ağır meselenin diploma iptalinin çok ötesinde vahim bir organize terör ve yolsuzluk sarmalı olduğu anlaşılmıştır. CHP’nin Türkiye’yi karıştırmak ve hukukun işleyişini sakatlamak için bütün kriz tuşlarına bastığı görülmektedir" dedi. Terörsüz Türkiye’yi sekteye uğratmanın büyük bir vebal olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Terörsüz Türkiye’yi sekteye uğratmak, asayişsizliği teşvik etmek, bindirilmiş kıtaları sokak aralarına ve protesto gösterilerine kışkırtmak CHP Genel Başkanı’yla her rüzgara yelken olan yakın çalışma arkadaşlarının altından kalkamayacağı bir vebaldir. Türkiye’nin iç barış ve huzur ortamının Saraçhane tertibiyle bozmaya kalkışmak, halkımızı kin ve düşmanlığa tahrik etmek bilinsin ki yasa ve anayasaya meydan okumaktır" ifadelerini kullandı. CHP’nin Cumhurbaşkanı adayının kim olacağının kendi meseleleri olmadığını söyleyen Bahçeli, "CHP’nin nevzuhur Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı bizim meselemiz değildir. Aynı şekilde önümüzdeki pazar günü sandık kurulup kurulmayacağı da bizim ilgi sahamızın dışındadır. Ancak hukuki bir tasarruf ve tedbiri sivil darbe iftirasıyla baltalama girişimi devletin egemenlik vasfına, hukuk ve demokrasi güvenliğine aleni bir saldırıdır. Bu saldırı karşısında devletimizin ve hükümetimizin sonuna kadar yanında duruş göstereceğimizi herkesin bilmesinde çok ciddi yarar olacaktır" açıklamasında bulundu. "HERKESİ SÜKUNETE VE AKLI SELİME DAVET EDİYORUM" Herkesi sükunete davet eden Bahçeli, "Türkiye’nin istikbal ve istiklalini Saraçhane oyunlarıyla sarsma ve sabote etme girişimlerine Türk milleti müsaade etmeyecek, suç örgütü mahiyeti kazanan ve dış bağlantılı olduğu az çok belli olan belediye çetesine Cumhur İttifakı sonuna kadar direnecektir. Herkesi sükunete ve aklı selime davet ediyorum. CHP yönetimini, bilumum sol ve marjinal grupları sonu karanlık eylem ve emellere derhal son vermeye çağırıyorum" ifadelerini kullandı. "TÜRK MAHKEMELERİ BAĞIMSIZ VE TARAFSIZDIR" Türk yargısının vereceği kararı herksin saygıyla karşılaması gerektiğini ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti: "Türk yargısının vereceği kararın saygıyla karşılanmasını, sokak dilinden vazgeçilmesini, işbirlikçi kaos ve kriz severlere akıllarını başlarına almalarını tavsiye ediyor, bilcümle bu hususları birliğimiz ve dirliğimiz adına mecburiyet görüyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nde hak arama yolları açıktır. Türk mahkemeleri bağımsız ve tarafsızdır. Konusu suç teşkil eden fiilleri işleyen kim olursa olsun bedelini en ağır şekilde ödemelidir. Türk devleti sokakta kurulmamıştır. Sokakta gelecek arayanların, sokaklara dökülmekten bahsedenlerin, siyaset ve demokrasi dışı özlemleri kabaranların bulacağı sadece ve sadece beladır, bedduadır ve pişmanlıktır."

Bahçeli: "Başımızı öne eğecek hiçbir açığımız yok" Haber

Bahçeli: "Başımızı öne eğecek hiçbir açığımız yok"

Bahçeli yayımladığı mesajda "Çanakkale yalnızca 81 ilimizden birisi değil, bunun da fevkinde ve ötesinde dünyanın en büyük şehitliği, iman ve iradenin devleştiği mücadele ve mücahede sahnesidir. Dayatan zorbalığın, dalaşan zulmün, damgalı zilletin hain ve kanlı kuşatması damıtılan feragat ve fedakarlıkla kırılmış, aziz vatana göz diken çürümüş müstevli hesapları dökülen şehit kanlarıyla ve nice kahramanlık destanıyla alt üst edilmiştir.110 yıl evvel, milli birlik ve dayanışmanın muktedir ve müteyakkız duruşu Çanakkale’de devleşerek son yurdumuzun çiğnenmesini engellemiş, sömürgeci heves ve hedefleri enkaza çevirmiştir. Çanakkale ruhunu önce anlayıp sonra da nesiller boyunca anlatmak, dahası düşman emellerin her zaman tetikte ve teyakkuzda olduğunu uyanık bir şuurla idrak etmek Türk milletinin ve Türk devletinin varlığına muazzam ve muazzez bir hizmettir. Bir hilal uğruna battığı söylenen güneşler esas itibariyle istiklalimizi ve istikbalimizi mutena şekilde aydınlatmış ve nurlu ufkumuza gerilen perdeleri ferden ferda aralamışlardır" ifadelerine yer verdi. Mesajında Çanakkale’nin muhtelif mahal, mecra ve mıntıkalarında kazanılan ve göğsümüzü kabartan deniz ve kara zaferleri Türkiye Cumhuriyeti’nin adeta önsözü, önyüzü, bir nevi bedel bedel ödenen muştusu olduğunu belirten Bahçeli, "Küresel ve bölgesel ölümcül senaryoların zorunluluk icabı baştan ayağa değişmesi/değiştirilmesi müteakip senelerdeki denge ve dinamikleri etkilemekle kalmamış, işin özünde bugünün dünyasını askeri, siyasi ve stratejik mahiyette tayin ve tahvil etmiştir. Vatan, millet, bayrak, mukaddesat ve milli onur uğruna fani hayatlarını siper eden aziz şehitlerimiz boşuna hayattan kopmamış, boş yere toprağa düşmemişlerdir. Şehitlerimiz var oluşumuzun manevi muhafızları, ölümü içinde öldürmesini bilmiş kahramanlarımızdır. Bu nedenle şehitlerimizin ruhlarını muazzep edecek herhangi bir ilişki ağının kıyısında, köşesinde veya içinde olmamız asla ve kat’a söz konusu değildir, nihayet böylesi bir tarihi sapma evvela Çanakkale şuuruna hakaret ve hürmetsizlikle eşdeğerdir" dedi. "DÜŞMANSIZ TÜRKİYE’Yİ BAŞARANLARIN AHFADI TERÖRSÜZ TÜRKİYE’Yİ İNŞA VE İHYA EDECEKLERDİR" Bahçeli mesajına şöyle devam etti: "Türk vatanı savunulurken hiç kimsenin kökeni sorulmamış, hiç kimsenin mezhebi sorgulanmamış, hiç kimsenin yöresi ve etnik aidiyeti merak uyandırmamıştır. Türk milleti bir olmuş, nitekim tek yürek halinde kenetlenmiş, muhasım güçlerin karşısına beden beden toplanarak, can cana vererek, kan kana direnerek aşılması ham bir hayal olan bağımsızlık duvarı örmüştür. Vatan sevdasının ve millete mensubiyetin siyaset ve istismarı yapılamaz. Düşmansız Türkiye’yi başaranların ahfadı terörsüz Türkiye’yi inşa ve ihya edeceklerdir. Kara propaganda ve kirli kampanya figüranlarına özellikle hatırlatırım ki, bizim utanacak, sıkılacak ve başımızı öne eğecek hiçbir açığımız ve eksiğimiz yoktur" Mesajında Çanakkale’yi vicdanında özümsememiş maskaraların algı oyunları, alçak oluşumlarının değersiz ve yok hükmünde olduğunu kaydeden Bahçeli, "Çanakkale şuurunun kılavuzluğunda milli birlik ve kardeşliğimizi, tıpkı çeliğe su verir gibi, sağlamlaştırmanın ve güçlendirmenin haricinde Türk ve Türkiye sevdalılarını mesnetsiz ve melun ithamlarla hedef alanlar asla sonuç alamayacaklar, inandığımız ve ilerlediğimiz yoldan bizi geri döndüremeyeceklerdir. Tarih bir gün gerçek ve inanmış Türk milliyetçilerinin vatan, millet ve ortak mukadderat uğruna nasıl hasbi ve samimi şekilde mücadele ettiğini yazacaktır. O tarih sayfalarında bugünkü hamaset ve hakaret numuneleri, uzun zaman önce fikren, fiilen, fiziken, zikren ve siyaseten ayrı düştüğümüz kullanışlı ve kumandalı fason siyasi tacirleri de dip not olarak bile kaale almayacaktır. Türk milletinin Çanakkale destanı gönüllerde yaşadıkça, bunu sahiplenen vatansever şahsiyetler bulunduğu müddetçe, geçmişte muvaffak olamayan iç ve dış işgal cephesi, inanıyorum ki bugün de sonuca ulaşamayacaktır.Bu duygularla; 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 110. Yıl Dönümünde; tertemiz kanlarıyla üzerinde yaşadığımız toprakları vatanlaştıran aziz şehitlerimizi minnet duygularımla anıyorum.Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, bağımsızlık ve varlık mücadelemizi muhteşem bir cesaret ve hamiyetle kucaklayan muhterem ecdadımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şad, mekânları cennet olsun" ifadelerine yer verdi.

Bahçeli: "Teröristbaşı örgütün kurucu önderidir" Haber

Bahçeli: "Teröristbaşı örgütün kurucu önderidir"

Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Teröristbaşı Abdullah Öcalan, aynı zamanda örgütün kurucu önderidir. Kim ne derse desin aleni ve aşikâr gerçek budur" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti heyetinin TBMM’de partisine yapacağı 2. ziyaret öncesinde yazılı açıklama yaptı. Suriye’deki son gelişmeler ve yeni süreç hakkında değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, "Ortak aklın etkin ve etkili işletilmesine eşanlı şekilde milli değer ve emanetlere dürüstçe bağlılık elbette geniş çaplı uzlaşmanın ve buruk gönüllere ulaşmanın altın formülüdür. Sıkılmış yumrukların açılması, gerilmiş yüz hatlarının yumuşaması, sırt dönmek yerine sırt sırta verilmesi, bunun yanı sıra iyimser, iyiliksever ve iyi niyetli ilişki ve irtibat ağlarının tesis edilmesi kilitli kapıları açabilecek en makul anahtardır. Sabır, sağgörü ve sağduyu mihverinde atılacak güven veren adımların boşa çıkması asla düşünülemeyecektir. Daha fazla kaynaşarak, daha çok konuşarak, daha yürekten kucaklaşarak milli ve manevi temelde müessir, müteselsil ve müşterek bir geleceğin inşası mümkün, hatta muhakkaktır. Önyargıların markaj ve mahkumiyetinden mutlaka kurtulmak lazımdır. Üzerimize serpilen ölü toprağını kaldırıp atmanın yanında ilkel dürtülerin, illegal düzeneklerin, sanal ve sipariş provokasyonların zehirli sarmalından inanç ve irade birliğiyle sıyrılmak hem zorunlu bir ihtiyaç hem de tarihi, coğrafi ve kültürel bir mecburiyettir" dedi. Ahlaklı, sorumlu, etik ve milli hassasiyetlere tam sadakat duyan bir siyaset pratiğinin kronik sorunlar karşısında acze düşmesi, çaresizliğin fanusuna kısılıp kalmasının mümkün olmadığını belirten Bahçeli, "Türk milletinin siyasetten ve siyasi partilerden yegane beklentisi haklı ve meşru taleplerine kulak verilmesi, hayatın ve hadiselerin doğal akışından kaynaklanan zincirleme sorunların aşama aşana dengeli ve demokratik müdahalelerle çözüme kavuşturulmasıdır. Türk ve Türkiye Yüzyılı aynı zamanda huzur ve refahın yüzyılı olacaktır. Fırtınalı bölgesel ve küresel sisteme karşı esnek, enerjik, erdemli, muhkem, müteyakkız ve stratejik direnç göstermek kadar iç cepheyi sağlam, sağlıklı ve zinde tutmak da beka düzeyinde önceliğimiz olmalıdır. Bu konuda herkes peşin hükümlere aldırmadan titizlik göstermelidir" ifadelerine yer verdi. Terörle varılacak hiçbir yerin erişilecek hiçbir menzilin olmadığını kaydeden Bahçeli, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Terörü kalıcı olarak hayatımızdan çıkarmanın zamanı gelip çatmıştır. Kaldı ki geride kalan 41 yıllık zamanda bölücü terör örgütü sadece yakmış, yıkmış, katletmiş, kirletmiş, isyan ve şiddet eylemlerinde sürekli çıta yükseltmiştir. 27 Şubat 2025 tarihinde, terör örgütünün kurucu önderi tarafından yapılan ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ kapsamında PKK’nın silah bırakmasıyla birlikte örgütsel varlığının feshedilmesi istenmiştir. Bu çağrı esas itibariyle talimatla bezenmiş ve belgelenmiş bir çağrıdır. Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile PYD/YPG elebaşının 10 Mart tarihinde Şam’da imzaladıkları 8 maddelik anlaşma metiniyle mühim bir eşik aşılmış, komşu ülke Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğü tescillenmiştir. Ülkemiz aleyhine beşinci kol faaliyeti yapan ücretsiz ajan provokatörlerin saptırmaları ve suyu bulandırma çabaları devamlı ilerleyiş halinde olsa da, malum ve vaki gerçek YPG/PYD/(SDG)’nin kendini feshederek silah bırakmış olmasıdır. Suriye’nin kuzeydoğusundaki sivil ve askeri kurumların, sınır kapılarının, havaalanlarının, petrol ve doğal gaz sahalarının Suriye Arap Cumhuriyeti’ne entegre edilecek olması, Kürt toplumunun Suriye devletinin ayrılmaz bir parçası olarak tanınması ve geçici anayasanın kabul edilmesi inkarı ve ihmali olmayacak ciddi gelişmelerden bazılarıdır. PKK’nın ise derhal ve hiçbir şart ileri sürmeksizin 27 Şubat çağrısı doğrultusunda kongresini toplayarak feshini kararlaştırması, kanlı silahların teslimini bir an evvel yapması ertelenemez ve geciktirilemez bir gündem konusudur." Açıklamasında PKK’nın geçmişte kuruluş manifestosundaki hedefinin "Bağımsız Birleşik Kürdistan"a ulaşmak olduğunu aktaran Bahçeli, "Federasyon, otonomi, özerklik, demokratik Cumhuriyete katılım gibi seçenekler o dönemde yoktur. Bunlar müteakip yıllarda Türkiye düşmanlarının dayatma ve telkinleriyle alternatif seçenekler olarak tezahür etmiştir. Bu karanlık ve hain hedeflere ulaşmak için yürütülecek strateji 'uzun süreli halk savaşı', buna ulaşmanın mekanizmaları 'parti-cephe-ordu' yapılanması, hedefe ulaşmanın silahlı yöntemi ise sırasıyla 'silahlı propaganda' ve sözde 'gerilla savaşı'dır. 27 Şubat İmralı açıklamasıyla PKK’nin anlam yoksunluğu, aşırı tekrara yol açması, dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamladığı ve feshinin gerekli olduğu netleşmiştir" değerlendirmesinde bulundu. "Nitekim PKK’yı kuran ve kumanda eden teröristbaşı Abdullah Öcalan, aynı zamanda örgütün kurucu önderidir" Açıklamasında dil ve üslup çoraklığıyla birlikte fikri ve siyasi çarpıklığın CHP’yi Türkiye’nin karşısında sivrilen bozguncu bir odağa dönüştürmüş olduğunu kaydeden Bahçeli, "Kurucu önder ifadesinden rahatsız olan, bu tanımlamayı istismar eden, üstelik Milliyetçi Hareket Partisi’ne haksız ve hayasız şekilde saldırıya geçenler evvelemirde bu sıfatın bize ait olmadığını, patentinin bizde bulunmadığını, örgütsel ve ideolojik bir adlandırmadan başka da bir manaya gelmediğini biliyor olsalar bile bilmezliğe yatan ucuzlaşmış ve koflaşmış şarlatan tiplerdir. PKK’yı kuran ve kumanda eden teröristbaşı Abdullah Öcalan, aynı zamanda örgütün kurucu önderidir. Kim ne derse desin aleni ve aşikâr gerçek budur. CHP’nin ve yandaş televizyon kanallarının terörsüz Türkiye hedefini sabote etme gayesi, diyalog kanallarını baltalama gayreti maalesef gözle görülecek kadar açıktır ve açıktadır" ifadelerine yer verdi. CHP Genel Başkanı ve çıkarcı yönetiminin baltayı taşa vurduğunu belirten Bahçeli, açıklamasını şöyle sürdürdü: "CHP yönetimi aklıselim çizgiye gelmedikçe, maşeri vicdanın kabulleneceği makul ve muhterem bir siyaset ahlakına sahip olmadıkça Milliyetçi Hareket Partisi tarafından dikkate ve itibara alınması söz konusu olmayacaktır. Demokrasi devriminden bahsedenler, icazetli tek kişinin oylanacağı, tek kişinin katılacağı karikatür mahiyetli bir önseçimi demokrasinin ilkeleriyle nasıl bağdaştırdıklarını, bunun neresinin demokrasi devrimi olduğunu izah etmeleri tutarlılık gereğidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin yakın tarihindeki en göz alıcı yüksek demokrasi örneği bir yanda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin milli irade marifetince tescili, diğer yanda da Sayın Cumhurbaşkanımızın aldığı oy seviyesidir. Ne yapsalar beyhudedir, terörsüz Türkiye’nin doğuş müjdesini karartamayacaklardır." "DEM Parti heyetinin terörsüz Türkiye mücadelesine destekleri takdire şayandır" DEM Parti heyetinin Milliyetçi Hareket Partisi’ne yarın gerçekleştireceği ikinci ziyaretinde de olmayı ve karşılıklı görüş alışverişinde bulunmayı arzu eder olduğunu aktaran Bahçeli, açıklamasını şöyle tamamladı: "DEM Parti heyetinin siyasi partilerle bir program çerçevesinde görüşmesi, terörsüz Türkiye mücadelesine destekleri takdire şayandır. Hiç kuşkusuz DEM Parti heyetinin Milliyetçi Hareket Partisi’ne yarın gerçekleştireceği ikinci ziyaretinde de olmayı ve karşılık görüş alışverişinde bulunmayı arzu ederdim. Fakat partimizi temsilen görevlendirilen arkadaşlarım inanıyorum ki şahsımı aratmayacaklar, düşüncelerimizi berrak ve temiz bir mizaçla muhataplarına anlatacaklardır. Bu vesileyle değerli dava arkadaşlarımı ve DEM Parti heyetini selamlıyor, terörsüz Türkiye seferberliğimiz kutlu olsun diyorum. Yanlış anlamaları tetikleyecek, kırılgan ortamı hırpalayıp sarsacak her türlü açıklamadan özenle kaçınılması gerektiğini düşünüyorum. Gideceğimiz daha uzun bir yol vardır. Denizi geçip de derede çırpınmanın bir manası yoktur. Birbirimize Çanakkale ruhuyla sarılmamız milli varlığımızın topluca muhafazası ve müdafaası adına manevi bir vecibedir, milli bir görevdir. Önümüzdeki günlerde bir yanda Nevruz Bayramı, diğer yanda Ramazan Bayramı kutlanacaktır. Allah’tan dileğim her günümüzün bayram olması, ülkemizin bayram yerine dönmesidir. Kalpleri pırıl pırıl, adeta dalgasız deniz olan aziz millet evlatları yeni emperyalizmin kalleş pusularına ve kanlı tuzaklarına düşmeyecek, Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti milli birlik ruhuyla ve bin yıllık kardeşlik şuuruyla sonsuza kadar var olacaktır."

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın: "Devlet Bahçeli’nin çağrısı, bir siyasi proje değildir" Haber

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın: "Devlet Bahçeli’nin çağrısı, bir siyasi proje değildir"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Semih Yalçın, Türk siyasi hayatında paradigma değişikliği ve Devlet Bahçeli’nin üstlendiği tarihî işlev hakkında açıklamalarda bulundu. Siyasetin, halka rağmen değil; halk için, halka göre ve halkla birlikte icra edilen bir meslek olduğunu kaydeden Yalçın, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu temel politik düsturdan hareket edilerek tesis edilmiş olduğunu kaydetti. Yeni Amerikan yönetiminin, küresel müesseselerin bütün çivilerini çıkardığını da söyleyen Yalçın, "İnsanlığın bugüne kadar biriktirdiği evrensel değer ve ilkeleri bir tarafa bırakan yeni ABD; hoyrat, kaba, tek taraflı kâr esasına dayalı, keyfî bir politik anlayışla hareket etmeye başlamıştır. Bu yüzden yeryüzünde sükûn ve barışın, uluslararası hukukun muhafazası adına kurulan bütün müesseseler, yıkımın eşiğine gelmiştir. Kendi güvenlik tedbirlerini almadığı, iç dengelerini güçlendirmediği, kendi menfaatlerini koruyamadığı sürece; artık hiçbir devletin, hiçbir toplumun emniyette olmayacağı görülmüştür. Bu şartlar altında Türkiye’nin de kendine yeni bir yol haritası tayin etme ihtiyacı ortaya çıkmış; ancak basmakalıp politik duruş ve söylemlerle, kağşamış motto ve sloganlarla siyaset etmenin artık işe yaramayacağı da anlaşılmıştır" ifadelerini kullandı. Yalçın sözlerine şu şekilde devam etti: "CHP başta olmak üzere, uluslararası atmosferdeki belirsizliklerle dengesiz ve güç gösterisine dayalı yeni düzen arayışlarından yararlanan dâhilî aktörlerin sosyal barışı zehirlediği bir iklimde, Türk siyasetinin oksijene ihtiyacı giderek artmıştır. Siyasette temiz havanın teneffüsü için, politik ve diplomatik literatürün, yeni dönemin dinamikleri muvacehesinde şekillenmesi icap etmiştir. Şükür ki Genel Başkanımız Devlet Bahçeli; milletimizin badireli dönemlerinde vaktiyle eski bilge liderlerin yaptığı gibi, bu zorlu ve belirsizliklerle dolu dönemde yolbaşçı sıfatıyla önümüze düşüp yolumuzu aydınlatmıştır." "Bahçeli bin yıllık kardeşliğin yeniden ihyası için dayanışmaya davet etmiştir" Yalçın, Bahçeli’nin Türkiye’nin hem iç dengelerini tanzim edip sağlam bir zemine oturtması, hem de bölgesel ve küresel dinamikler doğrultusunda kendi güvenliğini kâmilen sağlayabilmesi için harekete geçtiğini söyleyerek, "Öncelikle Türkiye’de toplumsal yapıyı meydana getiren temel unsurları bin yıllık kardeşliğin yeniden ihyası için dayanışmaya davet etmiştir. Ardından, kırk yıldır Türkiye’ye ayak bağı olan terör örgütü PKK’ya ve onun siyasi acentesine yürekli bir çağrıda bulunarak silahların bırakılmasını ve örgütün de kendisini feshetmesini istemiştir. Amaç, dışarıdan gelebilecek tehdide karşı içeride birlik ve bütünlüğü güçlendirmektir. Terörün olmadığı, kardeşlik ve huzurun hükümran olduğu bir barış ikliminin tesisidir. Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefine daha iyi odaklanmaktır" diye konuştu. "Liderimiz Devlet Bahçeli’nin çağrısı, bir siyasi proje değildir" Yalçın, Devlet Bahçeli’nin çağrısını makes bulduğunu ve PKK terör örgütünün, İmralı’dan gelen yeni bir çağrıyla bütün kollarını tasfiyeye ve silahlı mücadeleyi sona erdirmeye davet edildiğini belirterek, "Liderimiz Devlet Bahçeli’nin çağrısı, bir siyasi proje değildir. Uzun vadeli bir iktidar hesabı veya seçim yatırımı da değildir. Bin yıllık kardeşlik hukukuna yaslanarak yeni bir siyasi ve diplomatik gelenek tesis etme çabasıdır. Bu geleneğin başlangıç noktası Terörsüz Türkiye’dir. Zira pekiyi bilinmektedir ki yuvasını yıkmadıkça yılanın kökü kesilmez. Terörist üreten bir örgüt, bütün gövdesiyle ve bütün kollarıyla ortadan kalkmadıkça terör de bitmez. Tıpkı Cumhuriyet’i kuran iradenin geniş halk tabanına ve millî mutabakata dayandığı gibi, Devlet Bahçeli’nin girişimleri de millete, millet iradesine yaslanmıştır" ifadelerine yer verdi.

Devlet Bahçeli'den İstiklal Marşı mesajı Haber

Devlet Bahçeli'den İstiklal Marşı mesajı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İstiklal Marşı'nın kabulünün 104'üncü yıl dönümü dolayısıyla sosyal medya hesabı üzerinden bir mesaj paylaştı. Bahçeli, "İstiklal Marşımız, bağımsızlığımızın manifestosu, milli varlığımızın manzum seslenişidir. Merhum vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un eşsiz duyuş ve hissedişiyle kaleme alınan istiklalimizin dizeleri, aziz milletimizin şuur ve inancını simgeleştirmiştir. Büyük Millet Meclisi’nde ilk kez 1 Mart 1921 tarihinde Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey tarafından okunan ve 12 Mart 1921 Cumartesi günü de tezahüratlarla kabul edilen istiklalimizin mısraları, istiklalimizi müjdelemiş, Türk milletinin kudret ve kuvvetinin adeta simgesi olmuştur. İstiklal Marşımız, yazıldığı ölüm kalım devrinin olduğu kadar Türk milletine ait ebedi unsurların da bir destanı, sönmeyecek ve eskimeyecek bir şiirsel ifadesi olarak milli vicdanlarda yer etmiştir. Merhum Akif, milletimizin ruhuna, benliğine ve gönlüne hitap ederek, üzeri küllenmiş iddiaları, geriye düşmüş hedefleri, bastırılmış milli arzuları alevlendirmiş ve kendisine has üslup marifetiyle harekete geçirmiştir. Türk milletinin iman dolu varlığının müstevlilerin silahlarından daha üstün, daha güçlü ve daha muktedir olduğu merhum şairimiz tarafından dile getirilmiştir. Bu imanın zaferi, bu milli şahlanışın eşsiz duruşu en başta Çanakkale’de çeliğe ve tekniğe boyun eğmemiş, ardından da Milli Mücadele’de her türlü mütecaviz emellere rağmen diz çökmemiştir. İstiklal Marşımız milli istiklal ve istikbale duyulan derin sevgi ve bağlılığın sonucunda hayat bulmuş, esas anlamına kavuşmuştur. Merhum şairimizin her deyişi, her beyanı ve her mücadelesi Türk milletini yükseltme, Türk milletini hak ettiği yerlerde görme ülküsü üzerine bina edilmiştir. Sömürgeci emellerin Türk milletinin iman dolu göğsüne çarparak sönmesi, Türklüğün duvarını aşamadan durdurulması en güzel ve veciz şekilde onun mısralarında özetlenmiştir. Emperyalistlerin namert komplosu, insanlığı boşa çıkaran bozguncu ve işgalci adımları ancak ve ancak Akif gibi vatan ve milletine derinden bağlanan ahlak kahramanlarının fırın gibi sıcak yürekleriyle ezilmiş ve reddedilmiştir. Bugün de çevremizde dolaşan tek dişi kalmış canavarlar, o günden bugüne vicdan ve insanlık değerlerini barut ve silah yığınağının içinde kaybetmişler, çok şükür ne yaptılarsa amaçlarına ulaşamamışlar, neyi öngördülerse başaramamışlar, hiçbir zaman da sonuç alamamışlardır. Akif, zulme direnen, zalime teslim olmayan, kanlı ellere sırnaşmayı, dalkavukluğu aklından dahi geçirmeyen yüksek bir ahlak timsali olarak gönüllere taht kurmuştur. Akif’in yazdığı İstiklal Marşı, Türk milletinin müşterek iradesi ve beyanı olarak görmesini bildikten sonra herkese önemli sorumluluklar yüklemektedir. İstiklal Marşımızın kabul edilişinin 104’üncü yıldönümünde merhum vatan şairimizi şükran, minnet, hürmet ve rahmetle anıyorum. Dileğim ve niyazım odur ki, Cenab-ı Allah muazzez ve muhterem Türk milletine bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın, bir daha karanlık günler yaşatmasın, bir daha da bağımsızlığımızı risk ve tehlikelere maruz bırakmasın" dedi.

Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
logo
Söz Bursa En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.