SON DAKİKA

#Cinayet

Söz Bursa - Cinayet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cinayet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Her satırı kan dondurdu: Melike Eşiyok cinayetine ilişkin iddianame hazırlandı Haber

Her satırı kan dondurdu: Melike Eşiyok cinayetine ilişkin iddianame hazırlandı

Öğretmenlerine, kardeşleri Melike'yi babalarının ve üvey annelerinin öldürdüğünü 6 yıl sonra anlatarak cinayeti aydınlatan çocuklar H. ve E. Eşiyok kan donduran beyanlarında, "Bizi de Melike'yi de aç susuz bıraktılar. Altımıza kaçırdığımız için bize tek ayak üstünde durma cezası verdiler. Üvey annemiz ayağımız yere değerse çekiçle vuruyordu. Yağmurlu havalarda bizi dışarı çıkarıp kendi içeride çay içerek ıslanmamızı izliyordu. Bize tazyikli su sıkarak eziyet etti. Babamız Melike'yi kalorifer peteğine bağladı. Babamız ve üvey annemiz Melike'yi öldürdü. Melike'yi bir çantaya o çantayı da bir çuvala koydu" dedi. Arnavutköy Sazlıbosna Barajı'nda 6 yıl önce cesedi bulunan 4 yaşındaki Melike Eşiyok cinayetine ilişkin iddianame hazırlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 15 Nisan 2018'de Sazlıbosna Baraj Gölü'nde çarşafa sarılı çıplak bir kız çocuğu cesedinin balıkçılar tarafından bulunduğu ancak cesedin kimliğinin belirlenememesi nedeniyle soruşturmanın Daimi Arama Bürosuna devredildiği aktarıldı. Cansız bedeni gölde bulunan 4 yaşındaki Melike Eşiyok'un ölümünden 6 yıl sonra kardeşleri E. ve H.'nin okulda öğretmenlerine Melike'yi babası ve ilişki yaşadığı kadının öldürdüğünü anlattığına iddianamede yer verildi. Öte yandan, çocuklar H. ve E. Eşiyok'un Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde koruma altına alındıkları da iddianamede belirtildi. "BABAMIZ MELİKE'Yİ KALORİFER PETEĞİNE BAĞLADI" H. ve E.'nin beyanlarında, "Babamız Cahit ile annemiz Meryem ayrıldığında üvey anne olarak Zehra evimize geldi. Üvey annemiz ve babamız Melike'ye ve bize eziyet etti. Melike'yi sürekli darp ettiler. Bizi de Melike'yi de aç susuz bıraktılar. Altımıza kaçırdığımız için bize tek ayak üstünde durma cezası verdiler. Üvey annemiz ayağımız yere değerse çekiçle vuruyordu. Yağmurlu havalarda bizi ve Melike'yi dışarı çıkarıp kendi içeride çay içerek ıslanmamızı izliyordu. Melike'yi sürekli aç bıraktıkları için bir deri bir kemik kaldı. Babamız Melike'yi kalorifer peteğine bağladı. Ertesi gün babamız Cahit ve üvey annemiz Zehra alışverişe gitti. Buz, naylon ve balta aldılar. Babamız ve üvey annemiz Melike'yi öldürdü. Babamız Melike'yi bir çantaya o çantayı da bir çuvala koydu. Arabaya bindik. Biz soru sorduğumuzda 'sizi sokak köpeklerine atarım' dedi. Zehra bizi günlerce aç susuz bıraktı. Bize tazyikli su sıkarak eziyet etti. Sonra bir gün babamız ve üvey annemiz tartıştı. Zehra evden ayrıldı" dedikleri iddianamede ifade edildi. Çocuklar H. ve E.'nin sosyal çalışmacı eşliğinde alınan beyanlarına itibar edilebilir olduğu yönünde görüş bildirildiği de iddianamede açıklandı. "MEZARLIĞA GÖMMEYE ÇALIŞTIK AMA YAPAMADIK, TAŞ KOYUP GÖLE ATTIK" Baba Cahit Eşiyok iddianamede yer verilen ifadesinde "2017 yılında eşim Meryem'den boşandım. Çocuklarım Melike, H. ve E.'nin velayeti bende kaldı. Daha sonra Zehra Öztürker ile tanıştım ve aynı evde yaşamaya başladık. Çocuklarımdan H. ve Melike altına kaçırıyordu. Zehra titiz bir insan olduğu için çocukları sürekli darp edip cezalar veriyordu. Zehra'nın günden güne çocuklara uyguladığı şiddet arttı. Melike'ye 'sürekli şeytan gibi bakıyor, annesi gibi bakıyor' diyordu. 2 Nisan 2018 günü Zehra beni aradı. 'Melike nefes almıyor eve gel' dedi. Eve gittiğimde Melike'nin elleri ve ayakları soğuktu. Zehra'ya hastaneye götürelim dediğimde 'vücudunda morluklar var, götürürsek ikimizi de cezaevine atarlar' dedi. Olayın nasıl olduğunu sordum. Zehra bana 'Melike su istedi. Su içerken öksürmeye başladı. Su boğazına kaçtı diye sırtına vurdum. Nefesi gidince seni aradım' dedi. 'Ne yapacağız' dediğimde Zehra bana 'denize atalım gitsin' dedi. Araç kiraladık. Melike'yi arabaya koyduk. Önce mezarlığa gömmeye çalıştık ama yapamadık, müsait bir yer bulamadık. Sazlıbosna Baraj Gölü'ne içine taş koyup attık. Daha sonra Zehra ile ayrıldık. Eski eşim Meryem ile tekrar birlikte olarak hayatımıza devam ettik. Melike'nin ölümünden Zehra sorumlu" dedi. Üvey anne Zehra Öztürker ise ifadesinde, "Cahit çocuklarını darbediyordu. Ben bu konuda uyarınca 'sen karışma onlar benim çocuklarım' diyordu. Oklava ile sürekli dövüyordu çocukları. Melike ölmeden önceki gün ateşlendi. Ateş düşürücü şurup verdim. Ateşi ve yaraları olduğu için diğer odada kardeşlerinden ayrı yattı. Cahit olay günü Melike'yi odaya kilitledi. Sonra ben baktım. Buz gibi olduğunu ve nefes almadığını söyledim. Cahit bana 'ben halledeceğim polisi ve ambulansı arama' dedi. Ben 'polise anlatalım her şeyi' dedim. Bana 'sen üvey annesisin, Melike'de darp var inanmazlar bize' dedi. Cezaevine girme korkusundan ve tehdit edildiğimden sustum. O gün akşama kadar Melike odada kaldı. Cahit, Melike'yi banyoya götürdü, yıkadı, kefenledi. Sonra Cahit arabaya Melike'yi koydu. Ertesi gün ne yaptığını sorduğumda 'denize bıraktım' dedi. Bu olaydan sonra psikolojim bozuldu, evden ayrıldım. Suçlamaları kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. ÖZ ANNE: "KORKTUM VE KİMSEYE BİR ŞEY DEMEDİM" Çocukların öz annesi Meryem Ataman ise, "Cahit ile evliyken Zehra ile gönül ilişkisi yaşamasından sonra evden ayrıldım. Boşandıktan sonra çocukların velayeti Cahit'te kaldı. Ayrı kaldığımız süre içerisinde çocukları göstermedi. Cahit bana sürekli çocuklarım H. ve E.'nin fotoğraflarını atıyordu ama Melike'nin fotoğraflarını atmıyordu. Sorduğumda sürekli 'uyuyor, tuvalette' gibi şeyler söylüyordu. Sonra Cahit beni eve geri dönmeye ikna etti. Eve dönünce Melike'nin öldüğünü söyledi. Cahit ve Zehra korktukları için polise ve sağlık ekiplerine haber vermemişler. Cahit ile yeniden yaşamaya başladık ve bir çocuğumuz daha oldu. Çocuklarım bana Melike'yi Cahit ve Zehra'nın öldürdüğünü söyledi. Hayattaki çocuklarım ve kendim aynı akibete uğrar diye korktum ve kimseye bir şey demedim. Çocuğumun ölümü hakkında bilgim yok" dedi. SAVCI: "DARP İLE BAŞLAYIP ŞİDDETİN HER TÜRLÜSÜNÜ GÖSTERMEYE DEVAM ETTİLER" İddianamede çocuklar H., E. ve Melike'nin baba Cahit ve üvey anne Zehra tarafından oklava ile dövmek, tek ayak üstünde bekleme cezası, tazyikli su sıkma, aç ve susuz bırakma şeklinde kötü muamele ve eziyete maruz kaldıkları açıklandı. İddianamenin devamında "Melike'nin yaşadığı bunalım sonrası altına idrar kaçırdığı, bunun üzerine Cahit ve Zehra'nın daha şiddetli bir şekilde Melike'ye tepki gösterdikleri, eziyetin dozunu artırdıkları, bu nedenle de yemek vermemek şeklinde aç ve susuz bırakmak sureti ile Melike'ye eziyet ettikleri, Cahit ve Zehra'nın Melike'ye darp ile başlayıp şiddetin her türlüsünü göstermeye devam ettikleri anlaşılmıştır" ifadelerine yer verildi. Sanıklar Cahit ve Zehra'nın fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak halinde darp etmek ve eziyet etmek sureti ile Melike'yi öldürdüğü ve cesedi Sazlıbosna Baraj Gölü'ne çarşafa sarılı şekilde attığı iddianamede açıkladı. Melike'nin öz annesi sanık Meryem'in ise eve döndüğünde Melike'nin öldürüldüğünü ve göle atıldığını öğrendiği, Cahit ile yaptığı anlaşmaya istinaden ölümü yetkili mercilere bildirmediği ve Melike'nin ölümünü gizlemek için Cahit ile yeni bir kız çocuğu sahibi olup doğan çocuğun Melike Eşiyok olarak bilinmesini istedikleri iddianamede kaydedildi. Sanık baba Cahit Eşiyok ve üvey anne Zehra Öztürker'in 'çocuğa ya da beden ve ya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve 'çocuğa ya da beden ve ya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı eziyet' suçundan ise 3 yıldan 8 yıla kadar hapisleri istendi. Sanık anne Meryem Ataman'ın ise 'suçluyu kayırma' suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapsi talep edildi. Mahkeme tarafından kabul edilen iddianame kapsamında sanıkların yargılanmalarına önümüzdeki günlerde başlanacak.

Düğün evinden cenaze çıktı...Eşini satırla acımasızca katletti Haber

Düğün evinden cenaze çıktı...Eşini satırla acımasızca katletti

Olay, dün akşam saat 22.30 sıralarında Kepez ilçesi Gazi Mahallesi 6549 Sokak üzerinde bulunan bir sitenin giriş katında meydana geldi. Antalya'da özel bir hastanede hemşirelik yapan Sevcan Demir Sakman (26) ve Acil Tıp Teknisyeni eşi Halit Can Sakman (26) arasında tartışma çıktı. Uzun süredir birlikte olan ve kısa süre önce resmi nikah kıyarak düğün hazırlıklarına başlayan çift arasında bir süredir maddi sorunlar nedeniyle yaşanan tartışmalar dün de devam etti. Çıkan tartışma kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştü. Satırla öldürmüş Daireden gelen kavga sesleri üzerine apartman sakinlerinin 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbarı ile verilen adrese polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen polis ekipleri daire içerisinde Sevcan Demir Sakman'ı kanlar içerisinde yerde yatarken buldu. 112 Acil Sağlık ekipleri sırtında, karnında ve vücudunun birçok yerinde satırla kesi darbeleri bulunan genç kadının hayatını kaybettiğini belirledi. İddiaya göre ise eşinin bıçaklı saldırısından dolayı yaralı olduğu belirtilen Halit Can Sakman ise polis ekiplerine teslim olurken, tedavi edilmek üzere ilk müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı. Anne sinir krizi geçirdi Hastanede tedavisi süren Halit Can Sakman'ın ilk ifadesinde tartışma sırasında Sevcan Demir Sakman'ın bıçakla kendisine saldırdığını, bıçağı eşinin elinden aldıktan sonra olayın gerçekleştiğini söylediği öğrenildi. Olay Yeri İnceleme ve Savcılık incelemesinin ardından Sevcan Demir Sakman'ın cansız bedeni, otopsi için Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olayı haber alarak Antalya'ya gelen Sevcan Demir Sakman'ın annesi Antalya Adli Tıp Kurumu önünde gözyaşlarına boğularak sinir krizi geçirdi. Gözü yaşlı anne, "Gözü açık gitmiş, delik deşik etmiş yavrumu" diyerek feryat etti. Savcılık ve otopsi işlemlerinin ardından genç hemşire Sevcan Demir Sakman'ın cenazesinin Hatay'ın İskenderun ilçesinde toprağa verileceği öğrenildi.

Narin Güran cinayetinde iki dava dosyası birleştirildi Haber

Narin Güran cinayetinde iki dava dosyası birleştirildi

Merkez Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos 2024’te kaybolan ve 8 Eylül 2024’te Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedenine ulaşılan 8 yaşındaki Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin 6’sı tutuklu, 3’ü suça sürüklenen çocuk olmak üzere toplam 15 sanık hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma tamamlanmıştı. Başsavcılık tarafından tutuklu Birsen, Fuat ve Maşallah Güran, Salim Güran’ın işçisi Mehmet Selim Atasoy, Mehmet Şevket Kaya ve Muhammed Kaya ile tutuksuz şüpheliler Şeyma Kaya, Hediye Güran, İbrahim Halil Güran, Barış Güran, Kurtuluş Güran ve Ömer Faruk Güran hakkında "suçluyu kayırma" suçundan 6 aydan 5’er yıla kadar hapis cezası talebiyle hazırlanan iddianame Diyarbakır 17. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından, R.A. (16), M.G. (16) ve İ.K. (17) adlı çocuklar hakkında aynı suçtan hazırlanan iddianame ise 2. Çocuk Mahkemesince kabul edilmişti. Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesinin tensip zaptında dosyanın Diyarbakır 17. Asliye Ceza Mahkemesince 6’sı tutuklu 12 sanık hakkında açılan dava ile birleştirilmesi yönündeki talebi değerlendirildi. 17. Asliye Ceza Mahkemesinin değerlendirme kararında şu ifadelere yer verildi: "Yapılan incelemede mahkemenize ait 2025/84 esas sayılı dosya ile mahkememizin 2025/112 esas sayılı dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu anlaşıldığından birleştirmeye muvafakat verilmiştir." 12 sanık ile 3 çocuğun "suçluyu kayırma" suçundan yargılanmasına 14 Nisan’da başlanılacak. Narin Güran cinayeti davasında mahkeme heyeti, 28 Aralık 2024’teki duruşmada tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’ın "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Narin’in cansız bedenini Eğertutmaz Deresi’ne sakladığını itiraf eden Nevzat Bahtiyar’ın da "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 4 yıl 6 ay hapisle cezalandırılmalarına ve tutukluluk hallerinin devamına karar vermişti.

Narin Güran cinayetinde yeni gelişme Haber

Narin Güran cinayetinde yeni gelişme

Merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos 2024'te kaybolan ve 8 Eylül 2024'te Eğertutmaz Deresi'nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin 3 çocuk hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma tamamlandı. Başsavcılık tarafından, çocuklar R.A. (16), M.G. (16) ve İ.K. (17) hakkında hazırlanan iddianame 2. Çocuk Mahkemesince kabul edildi. çocuk, 20 Mart'ta hakim karşısına çıkacak. Tensip zaptında dosyanın, Diyarbakır 17. Asliye Ceza Mahkemesince 6'sı tutuklu 12 sanık hakkında açılan dava ile birleştirilmesi talep edildi. Talepte, şu ifadeler yer aldı: "Dava dışı yaşı büyük şüphelilerin aynı olay kapsamında atılı suçu işledikleri iddiasıyla tanzim edilen iddianamenin Diyarbakır 17. Asliye Ceza Mahkemesi'ne tevzi edildiği ve iddianamenin kabulü kararı sonrasında dosyaya kaydedildiği anlaşılmıştır. Dosyalar arasındaki hukuki, şahsi ve fiili irtibat karşısında aynı suçu işledikleri iddia edilen şahıslar hakkında çelişkili hükümler kurularak yargıya güvenin zedelenmesinin önlenmesi ve toplanacak olan delillerin tek bir mahkeme tarafından değerlendirilmesinin hüküm birliği ve usul ekonomisi yönünden daha yararlı olacağı kanaatine varılması nedenleriyle Çocuk Koruma Kanunu'nun 17/3. maddesi uyarınca dosyaların birleştirilmesi hususunda muvafakat sorulmasına karar verilmiştir." Narin Güran cinayeti davasında mahkeme heyeti, 28 Aralık 2024'teki duruşmada, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'ın "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Narin'in cansız bedenini Eğertutmaz Deresi'ne sakladığını itiraf eden Nevzat Bahtiyar'ın da "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 4 yıl 6 ay hapisle cezalandırılmalarına ve tutukluluk hallerinin devamına karar vermişti. Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin 6'sı tutuklu 12 şüpheli hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma tamamlanmış, Başsavcılık tarafından tutuklu sanıklar Birsen, Fuat ve Maşallah Güran, Salim Güran'ın işçisi Mehmet Selim Atasoy, Mehmet Şevket Kaya ve Muhammed Kaya ile tutuksuz şüpheliler Şeyma Kaya, Hediye Güran, İbrahim Halil Güran, Barış Güran, Kurtuluş Güran ve Ömer Faruk Güran hakkında "suçluyu kayırma" suçundan 6 aydan 5'er yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianame, Diyarbakır 17. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından edilmişti.

Pınar Zorlu davasında yürek dağlayan ifade: "Babam dediğini yaptı mı" Haber

Pınar Zorlu davasında yürek dağlayan ifade: "Babam dediğini yaptı mı"

Gürhan Üzer cezaevinde zehirlendiği gerekçesiyle duruşmaya katılmazken, mahkemede dinlenen baba Ramazan Zorlu'nun ifadeleri yürekleri dağladı. Zorlu, kızının yanma eylemi sonrası "Oğluma sahip çık" dediğini ve torununun yaşananları önceden tahmin ettiğini üzüntü içinde anlattı. Hastaneden kızının "Oğluma sahip çık" demesinin ardından torununu okuldan almaya gittiğini aktaran baba Ramazan Zorlu, torununun kendisine, "Dediğini yaptı mı?" diye sorduğunu anlattı. Zorlu, "Babam dediğini yaptı mı dedi, ne dedi dedim. Babasının annesine "Seni de yakacağım, çocuğu da yakacağım, kendimi de yakacağım" dediğini söyledi" şeklinde konuştu. Eski eşi tarafından üzerine benzin dökülerek yakılan ve yaşam savaşı verdiği hastanede hayatını kaybeden Pınar Zorlu'nun vefatına ilişkin davanın ilk duruşması, Antalya Adalet Sarayı 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde gerçekleştirildi. Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Gürhan Üzer'in saldırıyı önceden planladığı ve maktule "canavarca hisle" eziyet çektirerek öldürdüğü belirtilerek en üst sınırdan cezalandırılması talep edildi. Duruşmayı Pınar Zorlu'nun ailesi, kadın hakları savunucuları, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı temsilcileri ve Baro üyesi birçok avukat takip etti. SANIK ZEHİRLENME NEDENİYLE KATILAMADI Sanık Gürhan Üzer'in, cezaevinde zehirlendiği ve yoğun bakımda olduğu bildirilirken, duruşmaya katılamayan sanığın, hastaneden taburcu edildikten sonra ifadesinin alınmasına karar verildi. Mahkemede, Pınar Zorlu'nun annesi Emine Zorlu, babası Ramazan Zorlu ve ablası Halime Levent'in yanı sıra olayın görgü tanıkları da dinlendi. Görgü tanıkları, Zorlu ve Üzer'in kavgasını duyduklarını, ardından Gürhan Üzer'in Zorlu'nun üzerine benzin dökerek ateşe verdiğini anlattı. Tanıklar, Pınar Zorlu'nun "İmdat, eski kocam beni darp ediyor" diye bağırdığını belirtti. Çevredeki vatandaşların yangın tüpü ile müdahale etmeye çalıştığı da ifade edildi. ZORLU'NUN AVUKATI BENZİNİN NASIL TEMİN EDİLDİĞİNİN ARAŞTIRILMASINI İSTEDİ Duruşma sırasında Zorlu'nun Avukatı Tuğba Kaya, olay günü alınan benzinin nasıl temin edildiğinin araştırılmasını, Zorlu'nun daha önce yaptığı şikayetlerin ve şikayet dosyasının incelenmesini, sanığın olay gününde görülecek diğer davasının araştırılmasını talep etti. Ayrıca, Zorlu'nun daha önce aldığı uzaklaştırma kararlarının da bir sonraki celseye kadar hazır edilmesini istedi. Pınar Zorlu, olay öncesi ve sonrası babasını aradı Duruşma sırasında dinlenen Pınar Zorlu'nun babası Ramazan Zorlu, olay günü kızının kendisini arayarak Gürhan Üzer'i iş yerinin önünde gördüğünü söylediğini ve olay yerine ulaştığında kızının hastaneye kaldırıldığını öğrendiğini belirtti. Kızının kendisine, "Oğluma sahip çık" dediğini ve üzücü olay sonrası da oğlunu düşündüğünü aktardı. Ayrıca torununu okuldan almaya gittiğinde yaşananları fark ettiğini söyleyen Ramazan Zorlu, "Beni neden erken aldın" diyen torununa "Annenle baban her zaman ki gibi küçük bir tartışma yaşadı" dediği halde, torununun kendisine, "Dediğini yaptı mı?" diye sorduğunu anlattı. Çocuğun, babasının annesini daha önce yakmakla tehdit ettiğini bildiğini ve yaşananları tahmin ettiğini söyledi. "BABAM DEDİĞİNİ YAPTI MI" DEDİ Duruşma sonrası İhlas Haber Ajansı'na açıklamalarda bulunan Pınar Zorlu'nun babası Ramazan Zorlu, yaşadığı acıyı şu sözlerle dile getirdi: "Söylenecek bir şey yok. Bugün benim başıma gelen yarın başkalarının başına gelir. Madde bağımlılığı, sadakatsizlik, konuşacak başka bir şey kalmadı." Ramazan Zorlu, kızının kendisine, "Oğluma sahip çık" demesinin ardından okula torununu almaya gittiğini söyleyerek, "Babam dediğini yaptı mı?" dedi, ne dedi dedim. Annesine "Seni de yakacağım, çocuğu da yakacağım, kendimi de yakacağım" dediğini anlattı. Pınar ile yanık odasında görüştüm, "Oğluma sahip çık" dedi. Hastanede Pınar doktora da "Çocuğum var biliyor musun" demiş doktor da "Biliyorum" demiş. Sağ olsun doktorlar da ellerinden geleni yaptı" ifadelerini kullandı. OLAY ANI 31 Aralık 2024 sabahı, Gürhan Üzer, Pınar Zorlu'nun işe gidiş saatini öğrenerek pusu kurdu. Zorlu iş yerine geldiğinde, motosikletiyle olay yerine gelen Üzer tartışma başlattı. Zorlu, KADES butonuna basarak yardım çağrısı yaptı, ancak bu saldırıyı engelleyemedi. Üzer, yanında getirdiği benzin bidonunu Zorlu'nun üzerine dökerek ateşe verdi. Ağır yaralanan Zorlu, 19 gün süren yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybetti. Pınar Zorlu'nun avukatı Tuğba Kaya, duruşmadan önce yaptığı açıklamada; saldırının planlı ve kasıtlı olduğunu vurgulayarak, "Sanık, Pınar Zorlu'yu defalarca tehdit etmiş ve cinayeti en ince ayrıntısına kadar planlamıştır. Olaydan önceki günlerde maktulü takip etmiş, saldırı için hazırlıklar yapmış ve cinayeti işlemeye karar vermiştir" şeklinde konuşmuştu. Toplumdan büyük tepki Pınar Zorlu'nun ölümü kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Kadın hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları, adaletin sağlanması için davayı yakından takip ettiklerini belirtti. Antalya Adliyesi önünde toplanan Kadın Dayanışma Komiteleri, "Çok üzgün ve öfkeliyiz. Pınar, kocası tarafından öldürülen emekçi bir kadın. Kadın Dayanışma Komiteleri olarak, kadınların öldürülmediği bir düzenin mümkün olduğunu biliyoruz, karanlığın boğazımıza yapışmasını kabul etmek istemiyoruz. Suçlunun en ağır cezayı alması için ses yükseltiyoruz. Artık yeter diyoruz, bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. Pınar Zorlu davasının ikinci duruşması 21 Nisan 2025 tarihine ertelendi.

Ütüyle eşinin kafasına defalarca vurup, öldürmüştü! Cani adamın ifadesi 'pes' dedirtti... Haber

Ütüyle eşinin kafasına defalarca vurup, öldürmüştü! Cani adamın ifadesi 'pes' dedirtti...

Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesi Çınarlı Mahallesi'nde 24 Ağustos 2024'te meydana gelen olayda, Hasan Dim ile eşi Elif Dim arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. İddiaya göre Hasan Dim, eşini darp ettikten sonra ütüyle başına vurarak öldürdü. Olayın ardından kayıplara karışan zanlı, iki gün boyunca farklı mahallelerde saklandıktan sonra jandarma ekipleri tarafından yakalandı. Gözaltına alınırken elindeki bıçağı karnına dayayarak intihara kalkışan Dim, güvenlik güçlerince etkisiz hale getirildi. Tutuklanarak cezaevine gönderilen Hasan Dim, Tekirdağ 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıktı. Duruşmaya tutuklu sanık Hasan Dim, maktul Elif Dim’in annesi Nurgül ve babası Mustafa Yürük, taraf avukatları ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili katıldı. Çiftin iki çocuğu olduğu öğrenilirken, Elif Dim'in ailesi duruşma öncesinde fenalık geçirdi. Ütü ile öldürdüğünü reddetti Sanık Hasan Dim, savunmasında eşiyle mutlu bir evlilikleri olduğunu iddia ederek, "Eşim daha önce sanal bir oyunda bir kadınla konuştuğumu görünce bir tartışma yaşayıp sonra aramız düzelmişti. Olayın olduğu gün de aynı konudan dolayı tartıştık. İşten eve gelince tartışma sonrası eşime tokat attım. Yere düştü ve sonra kaşında bir kan izi görünce yardım etmeye çalıştım ama baygın gibiydi. Sonra banyoya götürdüm. Sonra ambulansı aramak için motosiklette olan telefonumu almaya aşağı indikten sonra oğlum arayıp iş yerinden onu almamı söyleyince onu alıp eve bırakıp motorla evden ayrıldım. Daha sonra ambulansı aradım. Olayın buralara gelmesini istemedim. Yaşananlardan dolayı pişmanım. Bazı haberlerde ütüyle eşimin kafasına vurduğum söyleniyor ama öyle bir şey olmadı. Ben asla tasarlayarak bu olayı gerçekleştirmedim" dedi. Maktulün anne ve babası ise kızlarının evliliğinde sorunlar yaşadığını belirterek, sanığın en ağır cezayı almasını talep etti. Pedagog eşliğinde ifadesi alınan çiftin oğlu A.E.D. ise anne ve babasının zaman zaman tartıştığını, ancak şikayetçi olup olmama konusunda kararsız olduğunu söyledi. "Suçu perdelemeye çalışıyor" Sanığın savunmasının çelişkili olduğunu belirten maktulün avukatı Ferhat Gebeş, "Sanık, 112'yi önce evdeyken aradığını söylüyor, sonra oğlunu eve bıraktıktan sonra aradığını belirtiyor. Ütüyle ilgili iddiaları reddediyor ama ütünün tabanında ve elektrik prizinde kan örnekleri var. Sanık suçu örtmeye ve iyi hal indirimi almaya çalışıyor. Evden ayrılmadan önce maktulün öldüğüne yönelik kuvvetli şüpheler var" dedi. Tekirdağ Barosu Başkanı Av. Egemen Gürcün ise, "Kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği komisyonu olarak duruşmaya katıldık. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için buradayız. Bu davanın kadın cinayetlerinin son bulmasına katkı sağlamasını temenni ediyoruz" dedi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluğunun devamına karar vererek duruşmayı 8 Mayıs’a erteledi.

Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
logo
Söz Bursa En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.